Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Bölüm 24: Susturucu Alanı ve Beyaz Kule
Arka sokaklardan ana bulvara çıktıklarında, arkalarında bıraktıkları Aura Plaza'nın çevresi tam anlamıyla bir kaosa teslim olmuştu.
Binlerce Orta Şehir vatandaşı, yıllardır beyinlerine pompalanan o sentetik rüyanın yıkılışıyla adeta uykudan uyanmış birer zombiye dönmüştü. İnsanlar barikatları eziyor, otonom güvenlik dronlarına taş ve metal parçaları fırlatıyordu. Gökyüzü, Sektör Üç'ün her köşesinden hızla olay yerine akın eden İnfazcı nakliye gemilerinin çakar lambalarıyla kırmızıya boyanmıştı.
Ancak Neo-Babil'in kalbine, devasa OmniCorp Merkez Kulesi'ne giden geniş ve pürüzsüz 'Büyük Bulvar' tamamen boştu.
Şehrin geri kalanındaki o sağır edici gürültü, bu bulvarda yerini tuhaf, tekinsiz bir sessizliğe bırakmıştı. Bulvarın iki yanına dizilmiş holografik ağaçlar bile sanki yaklaşan fırtınayı hissediyormuş gibi titreşiyordu. Üçlü, bu geniş caddenin ortasında, gökyüzünü delen o devasa beyaz kuleye doğru yürümeye başladı.
"Bütün orduyu plazaya çektik," dedi Lyra, Nöral-Güverte'sindeki radar arayüzüne bakarak. Radarda sadece geride bıraktıkları devasa kırmızı leke vardı, önleri ise tamamen temiz görünüyordu. "Kuleye giden yolda tek bir İnfazcı taburu bile görünmüyor."
Rin, kılıçlarının kabzasından ellerini bir an olsun ayırmadan gözlerini kısarak kuleye baktı. "Bu bir hata, Lyra. Valerius kendi kulesini asla savunmasız bırakmaz. Eğer İnfazcıları çekiyorsa, bu onların ateş gücüne değil, başka bir şeye güvendiği içindir."
Kael, adımlarını hızlandırdı. Hedefine bu kadar yaklaşmışken, sağ kolundaki Aether her zamankinden daha vahşi bir şekilde tepki veriyordu. Kuleye yaklaştıkça, yerin kilometrelerce altındaki o devasa Aether okyanusunun çağrısını duyabiliyordu. Adeta iki devasa mıknatıs birbirini çekiyordu.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları