Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Dipsizler'in derinliklerine indikçe zaman kavramı eriyip kayboluyordu. Yukarıdaki Neo-Babil’de gece ve gündüz, devasa neon güneşlerin yapay döngüleriyle belirlenirdi. Ancak burada, fosforlu mantarların ve kadim köklerin arasında, sadece Aether’in o sonsuz, ağır ritmi vardı.
Lyra’nın adımları her geçen saniye daha da ağırlaşıyordu. Yosun kaplı, nemli zemin botlarını aşağı çekiyor, etraftaki o solgun mor ışık gözlerini yoruyordu. Alışkın olduğu o keskin plazma kokusu ya da motor uğultuları yoktu. Sadece kendi nefesi ve Kael'in adımları... Lyra bir an dengesini kaybedip devasa bir köke takıldığında, soğuk ve çamurlu zemine düşmeyi bekledi.
Ancak düşmedi.
Kael, inanılmaz bir refleksle geri dönüp onun belinden yakaladı. Çocuğun parlayan sağ kolundan yayılan o sıcak, buzul mavisi ışık, Lyra’nın yorgun yüzünü aydınlattı. Kael’in gözleri değişmişti; eskiden sadece ekranlara bakmaktan yorulmuş o kahverengi gözlerin irislerinde şimdi Aether'in ince, mavi damarları dolaşıyordu.
"İyi misin?" diye sordu Kael, sesinde o eski alaycı kaçakçıdan eser yoktu. Daha derin, daha dingin bir tonu vardı.
Lyra, kalbinin göğüs kafesini dövdüğünü hissetti. Normalde onu iter, "Bana dokunma, aptal," diye azarlardı. Ama burada, güvendiği her şeyin elinden alındığı bu karanlıkta, Kael onun tek gerçekliğiydi. Kael'in koluna tutunarak doğruldu. "Sadece... bu lanet olası yere alışamıyorum. Havada nefes alınacak oksijenden çok başka bir şey var."
Bu bölümün ilk 6 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları