Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
İstanbul’un acımasız yağmuru, üzerlerindeki is ve duman kokusunu yıkayıp temizlemeye yetmiyordu. Uzaklardan gelen itfaiye sirenleri, gecenin karanlığında birbirine karışırken Leyla’nın ayakları artık geri geri gidiyordu.
Kaç sokak geçtiklerini, hangi dar ve çamurlu yokuşları tırmandıklarını bilmiyordu. Bildiği tek şey, sol elini mengene gibi sıkıca kavramış olan Aras’ın onu durmaksızın ileriye, daha karanlık, daha izbe sokaklara doğru çektiğiydi. Tarlabaşı’nın arka sokaklarında, sokak lambalarının bile yanmaya tenezzül etmediği dar bir geçide girdiklerinde Aras nihayet adımlarını yavaşlattı.
Eski, boyaları dökülmüş, terk edilmiş gibi duran üç katlı bir Rum evinin önünde durdular. Aras etrafı hızla kolaçan ettikten sonra cebinden çıkardığı ağır bir anahtarla paslı demir kapıyı açtı. Leyla’yı içeri sokup kapıyı arkalarından sessizce ama sıkıca kilitlediğinde, sokaktaki yağmurun ve sirenlerin sesi bir anda bıçak gibi kesildi.
İçerisi zifiri karanlıktı ama Aras adımlarından son derece emin bir şekilde ilerledi. Birkaç saniye sonra duvar aplikleri loş, sarı bir ışıkla yandı. Dışarıdan harabe gibi görünen bu yerin içi, minimalist, soğuk ve son teknolojiyle donatılmış bir güvenli evdi. Deri bir kanepe, paslanmaz çelik bir masa ve duvarlarda karartılmış pencereler vardı. Tıpkı Aras’ın zihni gibiydi; dışarıya kapalı, içeride kusursuz bir düzen.
"Burayı Vural bilmiyor," dedi Aras, ıslak ceketini çıkarıp bir kenara fırlatırken. Nefes nefeseydi ama sesinde o bildik, çelik gibi otorite geri dönmüştü. "Zakkum’un radarı dışında tuttuğum, kendi adıma kayıtlı olmayan tek yer. Şimdilik güvendeyiz."
Leyla cevap veremedi. Üzerindeki o bembeyaz şef ceketi is, çamur ve kan lekesi içindeydi. Sırılsıklam olmuş saçları yüzüne yapışmıştı. Dizlerinin bağı nihayet çözüldü ve salonun ortasındaki deri kanepeye yığılıp kaldı.
Adrenalin damarlarından çekilirken yerini devasa, ezici bir boşluğa bırakıyordu. Babası, yalanlar, yeraltı dünyası, Zakkum... Ama en çok da Miras. Mutfağı. Ateşi kendi elleriyle yakmıştı. Babasının ona öğrettiği her şey, onun mirası, o alevlerin içinde kül olmuştu.
Elleriyle yüzünü kapattı. Ağlamak istiyordu ama gözyaşları bile kurumuş gibiydi. Sadece omuzları sarsılıyordu.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları