Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Zaman, yalının o ruhsuz ve devasa mutfağında adeta asılı kalmıştı. Vural Karahanlı’nın o karanlık, yılanı andıran gözleri doğrudan Leyla’nın şapkasının siperliğine kilitlenmişti.
"Leyla," dedi Aras kulağındaki cihazdan. Sesi ilk defa bu kadar gergin, bu kadar çaresiz geliyordu. "Eğer seni tanırsa sistemi tamamen çökerteceğim. Işıklar kapandığı an çantanı al ve arka kapıya koş. Minibüsü boşver, iskeleye doğru gel!"
Leyla yerinden kıpırdamadı. Kaçmak, bu adamın kibri karşısında yenilmeyi kabul etmekti. Ve Leyla, bir şefin kendi mutfağında asla geri adım atmayacağını çok iyi biliyordu. Çenesini dikleştirdi. Şapkanın kenarını tuttu ve tek bir tereddüt bile göstermeden başından çekip aldı.
Sıkıca topladığı koyu renk saçlarından birkaç tutam yüzüne düştü. İfadesiz, buz gibi bir suratla doğrudan Vural’ın gözlerinin içine baktı.
Vural’ın dudaklarındaki o alaycı gülümseme bir anlığına dondu. Gözleri kısıldı. Leyla’nın yüz hatlarında, özellikle de o kararlı, inatçı gözlerinde geçmişten gelen bir hayaletin izini arar gibiydi. Bir adım daha yaklaştı.
"Çok tanıdık bir yüz..." diye mırıldandı Vural. "Daha önce nerede karşılaştık, Şef?"
Leyla hiç istifini bozmadı. Dudaklarını hafifçe bükerek, günlerdir Aras'la pratik yaptığı o kusursuz, kibirli Fransız aksanına büründü. "Eğer mutfak dergilerini veya Paris'teki Michelin ödül törenlerini takip ediyorsanız, beni orada görmüş olmalısınız Mösyö," dedi soğuk bir sesle.
Hemen ardından tezgahtaki şef bıçağını -babasının bıçağını- ustaca bir hareketle kapıp, Vural'ın hemen yanındaki ahşap kesme tahtasının üzerine tok bir sesle sapladı. Vural irkilerek bir adım geri çekildi.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları