Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Telefonun kapanma sesi, hangarın soğuk ve isli havasında yankılanırken, Leyla’nın zihninde Emre’nin o çaresiz, boğuk inlemesi asılı kalmıştı.
Daha yirmi iki yaşındaydı Emre. Mutfak sanatları akademisinden yeni mezun olmuş, Miras’ın kapısından içeri girdiği ilk gün elleri titreyerek Leyla’ya kendi hazırladığı fesleğenli bir püre sunmuştu. Leyla’nın o sert, tavizsiz disiplinine rağmen bir gün olsun şikayet etmemiş, o kanlı gece soğuk hava deposunun önünde ona siper olmuştu. Ve şimdi, sırf Leyla’ya sadık kaldığı için Zakkum’un o acımasız dişlileri arasında eziliyordu.
Aras elindeki şifreli telefonu, paslanmaz çelik masanın üzerine parçalayacakmış gibi sertçe fırlattı. Eliyle saçlarını geriye doğru çekiştirirken, yüzündeki o sarsılmaz maske yerini saf bir öfkeye bırakmıştı.
"Oraya gitmeyeceksin," dedi Aras. Sesi, hangarın duvarlarına çarpan fırtınadan daha sertti. Yüzünü Leyla'ya döndü; gri gözleri karanlıkta parlıyordu. "Bu bir intihar görevi. Vural o sayfaları alıp seni sağ bırakmaz. Emre’yi ben alacağım. Oraya tek başıma gideceğim."
Leyla, üzerinden attığı battaniyenin yanında, ayakları çıplak halde soğuk beton zeminde dikiliyordu. Aras’ın bu korumacı duvarına daha önce defalarca çarpmıştı ama bu kez geri adım atmaya hiç niyeti yoktu.
"O benim komim," dedi Leyla, sesi titremesine rağmen çelik gibi keskindi. "O benim ekibimden, Aras. Benim mutfağımdan. Eğer bir şef ekibini ateşe atıp kendi arkasına saklanıyorsa, o önlüğü bir daha asla giyemez. Oraya seninle geliyorum."
Aras birkaç uzun adımda mesafeyi kapatıp Leyla’nın tam önünde durdu. Elleriyle Leyla’nın omuzlarını kavradı; parmakları tenini acıtmadan ama kaçmasına da izin vermeden onu sımsıkı tutuyordu.
"Bu bir restoran değil Leyla! Anlamıyor musun?" Aras’ın sesi fısıltıyla kükreme arasında gidip geliyordu. Nefesi Leyla’nın yüzüne çarpıyordu. "Vural seni sadece öldürmek istemiyor. Senin o zekanı, az önce bu zehri yok ederken kullandığın o dehanı istiyor. Seni baban gibi o zifiri karanlığa, kendi kişisel laboratuvarına kapatmak istiyor. Babamın mirasını reddettim, bütün ailemi karşıma aldım... Sırf seni bu bataklıktan uzak tutmak için! Şimdi kendi ayaklarınla oraya girmene izin vermeyeceğim!"
Leyla, Aras’ın gözlerindeki o çaresiz, vahşi koruma içgüdüsünü gördüğünde kalbinin teklediğini hissetti. Bu adam, yeraltı dünyasının varisi, onun için her şeyi yakmayı göze almıştı. Aras’ın omuzlarını tutan ellerinin üzerine kendi ellerini koydu. Adamın nabzının ne kadar hızlı attığını parmak uçlarında hissedebiliyordu.
"Aras..." diye fısıldadı Leyla. Bakışlarını bir saniye bile kaçırmadı. "Beni o karanlıktan uzak tutamazsın, çünkü ben o karanlığın tam ortasında doğdum. Babamın mirası benim kanımda. Ve emin ol, beni bir köleye dönüştürebilecek bir ateş henüz icat edilmedi." Leyla yavaşça Aras’a doğru bir adım attı. Aralarındaki mesafe artık sadece bir nefesten ibaretti. "Birlikte başladık. Birlikte bitireceğiz. Veya birlikte yanacağız."
Aras, Leyla’nın bu meydan okuyan ama bir o kadar da teslimiyet içeren sözleri karşısında yutkundu. Gözleri yavaşça Leyla’nın dudaklarına, ardından o inatçı çenesine kaydı. Ellerini Leyla’nın omuzlarından çekip yüzüne çıkardı. Başparmaklarıyla elmacık kemiklerini okşarken, alnını Leyla’nın alnına yasladı.
Bu bölümün ilk 11 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları