Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Vural’ın silahının ucunda titreyen Emre’nin hıçkırıkları, fabrikanın o paslı ve devasa boşluğunda yankılanıyordu. Leyla’nın gözü bir anlığına çocuğun kanayan dudağına, ardından Vural’ın o kibirli, kendinden emin yüzüne kaydı.
"Mutfak ateşini harlamak mı?" Leyla, sesini olabildiğince sabit tutarak hafifçe gülümsedi. Omuzlarını dikleştirdi ve elindeki siyah dosyayı yavaşça yere, ıslak ve kirli beton zemine bıraktı. "Bir şefin çalışması için sadece ateşe değil, doğru ekipmana ve temiz bir tezgaha ihtiyacı vardır Vural. Bu paslı cehennemde benden bir başyapıt bekleyemezsin."
Vural kaşlarını çattı. Silahın namlusunu Emre’nin başından ayırmadan, boşta kalan eliyle yerdeki dosyayı işaret ederek adamlarından birine başını salladı. "Al şunu. İçinde ne varmış görelim."
Koruma ağır adımlarla Leyla’ya yaklaşıp dosyayı yerden alırken, Leyla’nın gözleri fabrikanın yüksek tavanındaki karanlık kirişlerde geziniyordu. O zifiri karanlığın içinde, belli belirsiz bir gölgenin paslı merdivenlerden aşağı, Vural’ın tam arkasındaki kör noktaya doğru süzüldüğünü gördü. Aras pozisyonunu alıyordu. Sadece birkaç saniyeye ihtiyaçları vardı.
"İçinde ne mi var?" dedi Leyla, koruma dosyanın kapağını açarken. Eli yavaşça şef ceketinin iç cebine, o küçük cam flakonların olduğu koruyucu keseye doğru kaydı. "Babamın bana öğrettiği en önemli kural var Vural. Kusursuz bir yemeğin sırrı, misafiri... şaşırtmaktır."
Koruma dosyanın içindeki boş, bembeyaz A4 kağıtlarını gördüğü an gözleri fal taşı gibi açıldı. "Patron, bunlar boş!"
Vural’ın yüzündeki o şeytani gülümseme yerini saf bir öfkeye bıraktı. Silahını Emre’den çekip doğrudan Leyla’ya doğrulttu. "Sen benimle oyun mu oynuyorsun?!"
"Oyun bitti," dedi Leyla buz gibi bir sesle.
Ve elini cebinden çıkardığı gibi, içi sodyum hidroksit ve magnezyum tozu dolu olan iki cam flakonu Vural ve korumalarının tam ayaklarının dibine, sert beton zemine bütün gücüyle çarptı.
Şangırtı!
Camların kırılmasıyla birlikte kimyasalların havayla ve ıslak zeminle buluşması saliseler sürdü. Kulakları sağır eden bir ıslık sesi fabrikayı doldurdu ve ardından kör edici, güneşi andıran bembeyaz bir flaş patladı.
Karanlığa alışmış gözler için bu ışık, göz bebeklerine saplanan birer bıçak gibiydi. Vural ve adamları acı içinde çığlık atarak gözlerini kapattılar, elleriyle yüzlerini siper ettiler. Işığın hemen ardından yayılan yoğun, asidik beyaz duman boğazları yakmaya, nefesleri kesmeye başladı.
Chaosun başladığı o saniye, karanlık kirişlerden ölümcül bir gölge yere indi.
Aras, bir panter sessizliğiyle Vural’ın arkasındaki korumanın üzerine atladı. Adam daha silahını doğrultamadan, Aras’ın dirseği adamın şahdamarına sert bir darbe indirdi. Koruma sessizce yere yığılırken, Aras beklemeden Vural’ın bileğine bir tekme savurdu. Vural acıyla bağırarak elindeki silahı düşürdü ve körlemesine geriye doğru sendeledi.
"Emre! Kalk!" diye bağırdı Leyla dumanların arasından ileri atılarak.
Gözleri yanan ve öksürük krizine giren Emre’yi bağlı olduğu sandalyeyle birlikte geriye doğru çekti. Aras cebinden çıkardığı taktik bıçağıyla saniyeler içinde Emre’nin iplerini kesti.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları