Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Gemi söküm tersanesinin paslı, delik deşik sac çatısından sızan solgun sabah ışığı, paslanmaz çelik masanın üzerine vuruyordu. Dışarıda fırtına dinmiş, yerini İstanbul’un o ağır, gri ve yorgun sabah pusuna bırakmıştı.
Aras, bilincin karanlık sularından yüzeye çıkarken ilk hissettiği şey, sağ omzundan boynuna doğru yayılan, nefes almasını bile işkenceye dönüştüren o keskin, zonklayan acıydı. Göz kapakları kurşun gibi ağırdı. Yavaşça araladığında, metal çatının çirkin dokusunu gördü. Nerede olduğunu, o fabrikada yaşananları hatırlaması birkaç saniyesini aldı.
Başı ağır ağır sağa doğru düştüğünde onu gördü.
Leyla, bir taburenin üzerinde iki büklüm olmuş, başını Aras’ın yattığı metal masanın kenarına yaslamış halde uyuyordu. Sol eli, Aras’ın göğsünün üzerinde duran sağlam eline sımsıkı, sanki bırakırsa onu sonsuza dek kaybedecekmiş gibi kenetlenmişti. Yüzünde, kollarında ve atletiyle açıkta kalan boynunda Aras’ın kurumuş kanının izleri vardı. O kusursuz, dokunulmaz şef, gecenin bütün karanlığını ve dehşetini üzerine giymiş, bitkin düşmüştü.
Aras, parmaklarını hafifçe oynatarak Leyla’nın elini sıktı.
Bu ufak hareket, Leyla’nın bir yay gibi yerinden fırlamasına yetti. Uykunun mahmurluğu gözlerinde saniyenin onda biri kadar bile kalmadı; anında o keskin, tetikteki haline döndü. Gözleri doğrudan Aras’ın açık gri gözleriyle buluştuğunda, tuttuğu nefesi titreyerek bıraktı.
"Uyandın..." diye fısıldadı Leyla. Sesi çatallıydı. Ellerini hızla Aras’ın alnına, boynuna götürdü. "Ateşin yok. Kıpırdama, dikişleri zorlayacaksın."
Aras çatlamış dudaklarıyla, zoraki ama gerçek bir tebessüm etti. "Sadece... mutfakta yetenekli olduğunu sanıyordum... Şef. Ne ara cerrah oldun?" Sesi o kadar zayıf ve pürüzlü çıkıyordu ki, her bir kelime boğazını yırtıyor gibiydi.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları