Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Karaköy’ün puslu sabahında, Batu’nun laboratuvarındaki floresan ışıklar sönmüş, içeriye sadece dar, kepengi yarı aralık pencerelerden sızan gri İstanbul ışığı doluyordu.
Aras, Batu’nun dolabından bulduğu temiz, siyah bir tişörtü sol kolundan geçirirken sağ omzundaki dikişleri zorlamamaya çalışıyordu. Yüzü hala solgundu ama gözlerindeki o ölümcül, gri fırtına geri dönmüştü. Zehrin bedenini terk edişi mucizeviydi ancak asıl mucize, şu an metal masanın başında, ellerini çenesine dayamış, babasının kanlı defterine hipnotize olmuş gibi bakan kadındı.
Leyla’nın zihni, sayfaların arasındaki boşluklarda dolanıyordu.
"Babam," diye mırıldandı Leyla, sessizliği bozarak. "Bana her zaman bir yemeğin en önemli kısmının tatlı olduğunu söylerdi. 'Tatlı, sadece midenin değil, ruhun da doyduğu yerdir Leyla. Eğer bir misafir masadan mutlu kalkacaksa, bu ana yemeğin kusursuzluğundan değil, tatlının damağında bıraktığı o son, silinmez izden dolayıdır.'"
Aras yavaş adımlarla ona yaklaştı. Sağlam kolunu masaya dayayarak Leyla’nın yanına eğildi. "Baban Zakkum için menüler hazırladı, Leyla. Onların damağında bıraktığı iz, genellikle ölüm oldu."
"Evet, ama Zakkum’un kurucusu olan senin baban için değil," diye itiraz etti Leyla. Gözlerini defterin sonlarındaki tamamen boş olan o sararmış sayfalara dikti. "Babam, senin babanı o zehirle öldürdüğünde, Zakkum’un tamamen biteceğini sanıyordu. Ama bitmedi, amcan Vural başa geçti. Babam eğer Zakkum’u gerçekten içeriden çökertmek isteseydi, sadece zehri saklamaz, Zakkum’un bütün köklerini, finansal ağını, rüşvet çarkını da bir yere kaydederdi. O bir şefti Aras. Envanter tutmadan çalışamazdı."
Batu, laboratuvarın diğer ucunda kahve demlerken söze karıştı. "Eğer bir envanter tuttuysa, o defterin içinde değil Leyla. Bütün sayfaları ultraviyole ışıkta taradım, asit testinden geçirdim. Gizli bir mürekkep yok. O sayfalar gerçekten boş."
Leyla ayağa kalktı. Şef ceketinin kollarını sıvadı. "Babam modern kimyadan nefret ederdi, Batu. O, temel elementlere inanırdı. Ateşe, suya, toprağa ve havaya. Ve mutfakta gizli mürekkep için ultraviyole ışığa ihtiyacın yoktur."
Leyla ocağın altını yaktı. Mavi, harlı bir alev yükseldi. Ardından çekmeceden eski bir maşa alarak defterin o boş, sararmış sayfalarından birini dikkatlice tuttu ve alevin birkaç santim üzerinde gezdirmeye başladı.
"Leyla, ne yapıyorsun? Yakacaksın tek ipucunu!" diye panikledi Batu.
"Karamelizasyon," dedi Leyla, gözünü kağıttan ayırmadan. "Meyve suları, özellikle limon veya şekerli asit bazlı organik sıvılar kuruduğunda kağıtta iz bırakmaz. Ama ısıya maruz kaldıklarında, içerdikleri karbon molekülleri kağıdın kendisinden çok daha düşük bir derecede yanar. Babam her zaman şekerin yanma noktasıyla takıntılıydı."
Hangar nefesini tuttu. Aras, büyülenmiş gibi Leyla’nın yüzüne vuran ateşin yansımalarını izliyordu.
Birkaç saniye sonra, boş sararmış kağıdın üzerinde hafif bir duman tüttü ve mucize gerçekleşti. Görünmez olan o organik sıvı, ısıyla buluştuğunda kahverengiye, adeta yanık bir karamel rengine dönüştü. Kağıdın üzerinde el yazısıyla yazılmış rakamlar, koordinatlar ve isimler belirmeye başladı.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları