Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Mısır Çarşısı’nın o asırlık, ağır taş kubbelerinin altına girdiklerinde, havada asılı kalan kakule, zencefil, kurutulmuş gül ve taze çekilmiş kahve kokusu Leyla’nın ciğerlerine bir panzehir gibi doldu.
Burası onun dünyasıydı. Yıllar boyunca babasıyla şafak vakti buraya gelir, en taze baharatları seçer, esnafla pazarlık yapardı. Ancak bugün, o dumanlı ve baharat kokulu kalabalığın içinde bir şef olarak değil, bir avcı olarak yürüyordu.
Yanında yürüyen Aras, siyah kabanının yakalarını kaldırmış, başındaki kasketi gözlerine kadar indirmişti. Sağ omzundaki sargıların acısı her adımında yüzünde belli belirsiz bir seğirmeye neden oluyordu ama yürüyüşündeki o yırtıcı, sarsılmaz duruşundan hiçbir şey kaybetmemişti. Sol eli, kalabalığın içinde birbirlerini kaybetmemek için Leyla’nın elini sımsıkı kavramıştı. Başparmağı, Leyla’nın nabzının attığı yerde, ona güven vermek istercesine usulca geziniyordu.
"Dört yüz dört numara," diye fısıldadı Leyla, kalabalığın uğultusunu bastırarak. Gözleri, dükkanların üzerindeki eski ahşap tabelaları tarıyordu. "Babam kasadan bahsettiğinde modern bir banka kasasını kastetmediğinden emindim. Buradaki eski tüccarların kendilerine ait, asırlık emanet kasaları vardır."
Çarşının en dip, en ışıksız koridorlarından birine saptılar. Burası turistlerin pek uğramadığı, daha çok toptancıların ve eski İstanbulluların bildiği bir bölümdü. Loş koridorun sonunda, camları tozlu, içerisi tavana kadar çuvallarla dolu, köhne bir dükkan duruyordu. Ahşap tabelasında silik altın harflerle 404 - Yakup Baharatçısı yazıyordu.
İçeri girdiklerinde, genzi yakan yoğun bir karabiber ve karanfil kokusu onları karşıladı. Tezgahın arkasında, yetmişli yaşlarında, beyaz sakallı ve gözlüklü bir adam küçük bir havanla bir şeyler dövüyordu. Adam başını kaldırıp onlara baktı. Gözleri önce Aras’ın o tehlikeli siluetinde, ardından Leyla’nın yüzünde durdu.
İhtiyar adamın havanı tutan eli havada asılı kaldı.
"Sen..." dedi adam, sesi çatallanarak. Gözlüğünü düzeltip tezgahın önüne doğru eğildi. "Sen o'sun. Ustanın kızısın. Gözlerini babandan almışsın."
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları