Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Boğaz’ın hırçın suları, Emirgan sırtlarındaki bu eski, dışarıdan metruk bir yalıyı andıran taş binanın temellerini dövüyordu. Dışarıdan bakıldığında karanlığa terk edilmiş gibi duran yapının içi, dünyanın en yetenekli şeflerini bile kıskandıracak son teknoloji bir gizli tadım atölyesiydi. Ortasında, on iki kişilik yekpare siyah mermerden devasa bir masa, etrafında ise mat siyah deri sandalyeler yer alıyordu. Mutfak ile yemek salonu arasında hiçbir duvar yoktu; sadece şefin her hareketini bir tiyatro sahnesi gibi sergileyen geniş bir ada tezgah vardı.
Leyla, tezgahın arkasında dururken derin bir nefes aldı. Bembeyaz, jilet gibi ütülenmiş şef ceketinin içinde bir general kadar ihtişamlı görünüyordu. Önündeki paslanmaz çelik tezgahta mise en place (ön hazırlık) kusursuzdu. Her bir malzeme milimetrik olarak doğranmış, soslar doğru ısılarda bekletiliyor, garnitürler cımbızla yerleştirilmeyi bekliyordu.
"Emre," dedi Leyla, gözünü önündeki kara tencereden ayırmadan. "Konsomenin ateşi nasıl?"
"Yüz derecenin hemen altında, Şefim. Tam istediğiniz gibi," diye yanıtladı Emre titrek ama kararlı bir sesle. Ateşin üzerinde saatlerdir ağır ağır kaynayan dana incik, ilik ve pancar özünden oluşan konsome, tıpkı koyu, pıhtılaşmış bir kan rengini almıştı.
"Kefini (köpüğünü) sürekli al. Tabağa döküldüğünde cam gibi berrak olmalı. Vural, bu gece kendi günahlarının yansımasını o suyun içinde görecek."
O sırada mutfağın karanlık köşesinden ağır, tok adımlar duyuldu.
Aras, atölyenin loş ışıklarının altına adım attığında Leyla’nın elleri bir anlığına duraksadı. Aras, üzerine kusursuzca oturan, simsiyah, özel dikim bir takım elbise giymişti. Yüzündeki o solgun, ölümcül yorgunluk yerini yırtıcı bir asalete bırakmıştı. Ancak sağ kolunu kısıtlı hareket ettirmesinden yarasının hala canını yaktığı belliydi. Beyaz gömleğinin yakası açıktı ve siyah kravatı boynunda çözük bir halde duruyordu.
Tezgaha yaklaştı, derin gri gözlerini Leyla’nın gözlerine kilitledi. "Şef..." dedi, sesi atölyenin akustik boşluğunda alçak ve tehlikeli bir tınıyla yankılandı. "Silah tutabiliyorum, adam boğazlayabiliyorum ama şu lanet kravatı tek elle bağlayamıyorum."
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları