Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Altı Ay Sonra.
Tavada eriyen tereyağının taze kekik ve ezilmiş sarımsakla buluştuğu o an çıkan ses, Leyla için dünyanın en güzel senfonisiydi.
Ocağın harlı ateşi yüzüne vuruyor, mutfağın o tanıdık, yoğun sıcaklığı kanını kaynatıyordu. Ama bu kez hissettiği sıcaklık onu yakan, tüketen bir cehennem ateşi değil; hayat veren, yaratan ve dönüştüren bir yaratılış ateşiydi.
"Emre! Deniz levreklerinin derisi tam istediğim gibi çıtır olmadı, ateşi bir tık daha yükselt. Risottoyu bağlamak için son otuz saniyen!" diye seslendi Leyla. Sesi mutfağın içinde çınlıyordu ama eskiden olduğu gibi gergin bir diktatörün değil, orkestrasını uyum içinde yöneten bir şefin tatlı sert tonuydu bu.
"Emredersiniz Şefim!" dedi Emre, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle. Çocuğun yanaklarındaki o eski, korku dolu solgunluk gitmiş, yerine mutfağın temposundan keyif alan bir özgüven gelmişti. Artık o sadece bir komi değil, Miras’ın Sous-Chef’iydi (ikinci şefi).
Küllerinden yeniden doğan Miras, Boğaz’ın sularına sıfır, boydan boya camlarla kaplı, aydınlık ve nefes alan yepyeni bir mekana taşınmıştı. Eskiden restoranın üzerine çöken o ağır, gizemli noir hava tamamen dağıtılmış; yerine şeffaflığın, ahşabın sıcaklığının ve mutlak dürüstlüğün sembolü olan açık renkler hakim olmuştu. Mutfak, tıpkı o gizli tadım atölyesindeki gibi salonun tam ortasındaydı. Leyla artık hiçbir şeyi saklamıyordu. Ne mutfağını, ne de kalbini.
Leyla, elindeki cımbızla son mikro filizleri levreğin üzerine yerleştirdi. "Servis!" diyerek gümüş zile hafifçe vurdu.
Garsonlar tabakları profesyonel bir zarafetle alıp salona doğru süzülürken, Leyla derin bir nefes alarak başını kaldırdı. Gözleri, mutfak ile salonu ayıran paslanmaz çelik tezgahın hemen diğer tarafında duran adama takıldı.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları