Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Profesyonel bir mutfakta sabah hazırlığı, yani mizanplas, şefin zihninin aynasıdır. Her şey milimetrik bir düzen içinde doğranmalı, soslar doğru ısıda çektirilmelidir. Ancak o sabah, Miras’ın mutfağındaki ritim aksıyordu.
Leyla, paslanmaz çelik tezgahın üzerinde duran havuçları jülyen doğrarken bıçağın tahtaya vuruş sesi düzensizdi. Gözaltlarındaki morluklar, bütün geceyi o endüstriyel lavabonun başında, ellerini defalarca yıkayarak geçirdiğinin kanıtıydı. Ne kadar fırçalarsa fırçalasın, burnundan o genzi yakan sodyum hipoklorit ve metalik kan kokusu gitmiyordu.
Soğuk hava deposunun kompresörü her devreye girdiğinde, Leyla’nın omuzları gayri ihtiyari kasılıyordu.
"Şefim?"
Leyla irkilerek başını kaldırdı. Bıçağın ucu sol işaret parmağını sıyırıp geçmiş, kıl payı bir kesikten kurtulmuştu. Karşısında duran genç komi Emre, elindeki taze biberiye demetiyle ona endişeyle bakıyordu. "İyi misiniz? Demi-glace sosun altını kıstım ama rengi dünden biraz daha koyu sanki."
Leyla hemen kendini toparladı, duruşunu dikleştirdi. "Biraz daha kemik suyu ekle ve çektirmeye devam et Emre. Parlaklığını kaybederse o sosu çöpe atar, baştan başlarsın. Ve bana acımasız bir espresso yap."
Emre hızla başını sallayıp işinin başına dönerken, restoranın salonunu mutfağa bağlayan deri kaplı kapılar yavaşça aralandı. İçeriye gün ışığıyla birlikte, o tanıdık, soğuk aura sızdı.
Aras.
Üzerinde bu kez kravatsız, koyu gri bir gömlek ve siyah bir ceket vardı. Gündüz gözüyle daha az tehlikeli görünmesi gerekirdi ama tam aksine, bu aydınlık onun yüzündeki o hesapçı ve keskin hatları daha da belirginleştiriyordu. Sanki bu restoranın sahibi oymuş gibi rahat adımlarla mutfağın ortasına kadar geldi. Etraftaki telaşlı koşturmaca, o adım attıkça ikiye yarılan bir deniz gibi etrafından dolaşıyordu.
Leyla elindeki bıçağı bırakmadan ona doğru yürüdü. Sesini sadece ikisinin duyabileceği bir seviyeye indirdi. "Burada ne işin var? Gündüzleri ofisinde o çok sevdiğin rakamlarla oynaman gerekmiyor mu?"
Aras, Leyla'nın öfkesini tamamen görmezden gelerek tezgaha yaslandı. Gözleri, mutfağın arka tarafındaki soğuk hava deposunun kapısına kaydı, ardından tekrar Leyla’yı buldu. "Sabah karşı saat dörtte teslimat yapıldı, Şef," dedi, sesi son derece pürüzsüzdü. "Bozuk mallar çöpe atıldı. Deponuz artık tertemiz."
Leyla’nın nefesi bir anlığına boğazında takıldı. Ceset gitmişti. Artık geri dönüşü olmayan bir suçun, izi silinmiş bir cinayetin tam ortasındaydı. Gözlerini kaçırdı, derin bir nefes alarak titremesini gizlemeye çalıştı.
"Sözleşmeyi imzaladım," dedi Leyla fısıltıyla. "Dün gece ofisindeki masanın üzerine bıraktım. Artık ortaksın. Şimdi bana o kağıtta ne yazdığını söyle."
Aras, Leyla'nın bu meydan okuyan tavrına karşı dudaklarında belli belirsiz, tehlikeli bir tebessümle karşılık verdi. Elini ceketinin iç cebine atıp o sararmış, kenarı kanlı parşömeni çıkardı ama Leyla'ya uzatmadı. Sadece onun görebileceği bir açıda avucunun içinde tuttu.
"Babanın reçeteleri her zaman bu kadar... ilginç miydi?" diye sordu Aras, bakışları kağıttaki kırmızı mürekkepli yazılarda gezinirken.
Bu bölümün ilk 15 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları