Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Zaman, mutfağın ortasında asılı kalmış gibiydi. Çırağın sorusu, kaynayan tencerelerin sesini ve çatal bıçak şıkırtılarını anında yutmuştu.
Leyla’nın kalbi göğüs kafesini kırarcasına çarpıyordu. Sadece birkaç saat önce kanını kendi elleriyle temizlediği adamın çırağı, şimdi arka kapıda durmuş onu soruyordu. Kapıya doğru bir adım atmadan önce gözleri gayri ihtiyari Aras’ı buldu. Aras, salonun loşluğuna karışmadan hemen önce duraksamış, tek kelime etmeden izliyordu. Yüzünde hiçbir ifade yoktu ama gözlerindeki o karanlık beklenti her şeyi anlatıyordu: Hadi bakalım Şef, kriz anında ne kadar iyisin?
Leyla omuzlarını dikleştirdi. Yüzüne, mutfakta işler ters gittiğinde takındığı o tavizsiz, profesyonel maskesini geçirdi ve ağır adımlarla arka kapıya doğru yürüdü.
Mal kabul alanında, üzerinde hafif yağmurluk olan genç bir çocuk dikiliyordu. Elindeki irsaliyeyi gergin bir şekilde kıvırıyordu. "Şefim, kolay gelsin. Rıza usta sabah erkenden çıkmıştı ama dükkana hiç dönmedi. Telefonu da kapalı. Size bir şey söyledi mi diye merak ettik."
Leyla’nın sesi, en ufak bir titreme dahi barındırmadan, gayet net ve otoriter çıktı. "Sabaha karşı malları indirdi. Faturayı bırakıp hemen çıkması gerektiğini, şehir dışında acil bir işi olduğunu söyledi. Oldukça aceleci görünüyordu."
Çocuk biraz rahatlamış gibi omuzlarını düşürdü. "Ha, anladım abla. Memlekette bir mesele vardı herhalde, ona koşturdu. Ben o zaman bu faturayı size bırakayım."
"Emre ilgilenir," dedi Leyla kestirip atarak. Arkasını döndüğü an, tuttuğu nefesi yavaşça, dudaklarının arasından sızdırarak bıraktı. Kurtulmuştu. Şimdilik.
Mutfağa geri döndüğünde içerideki havanın birden ağırlaştığını hissetti. Adrenalin yavaş yavaş damarlarından çekiliyor, yerini saf bir dehşete ve kontrol kaybı hissine bırakıyordu. Kendi mutfağında, kendi kalesinde yabancılaşmıştı. Odaklanmalıydı. Düzeni sağlamalı, zihnini meşgul etmeliydi.
Gözleri, hazırlık tezgahında çalışan genç aşçı Ali'ye takıldı.
"Ali!" Leyla'nın sesi mutfakta bir şimşek gibi çaktı.
Genç aşçı yerinden sıçradı, elindeki çırpıcı havada donakaldı. "Ş-şefim?"
Leyla hızlı adımlarla tezgahın başına geldi. "O Hollandaise sosunu ne yapıyorsun sen?"
"Akşam menüsündeki kuşkonmazlar için... Çırpıyordum şefim."
"Hayır," diye kesti Leyla sertçe. Rıza'nın cesedinin, o kanlı zeminin görüntüsünü zihninden zorla kazıyarak uzaklaştırdı ve Ali'nin elinden kaseyi aldı. "Tereyağını çok hızlı eklemişsin, sos kesilmiş." Kaseyi gözünü kırpmadan çöpe boşalttı. "Baştan başla. Isıyı kontrol et ve yağı damla damla yedir. Bu mutfaktan kusurlu tek bir tabak bile çıkmayacak."
Ali hızla başını sallarken, Leyla tezgaha tutunup derin bir nefes aldı. İşe yaramıştı; mikro düzeyde kurduğu bu kontrol, makro düzeydeki çöküşünü anlık olarak durdurmuştu.
"Harika bir performans."
Aras’ın sesi tam omzunun gerisinden geliyordu. Ne ara mutfağa geri döndüğünü, ne ara bu kadar sessizce arkasına yaklaştığını anlamamıştı. Aras, Leyla'nın koluna hafifçe ama karşı konulmaz bir şekilde dokundu. "Şimdi, biraz konuşalım. Babanın ofisinde."
Bu bölümün ilk 17 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları