Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
"Zakkum..."
Leyla kelimeyi ağzında zehirli, acı bir yemiş gibi geveledi. Kelimenin ağırlığı, yıllardır tanıdığını sandığı babasının siluetini bir cam kırığı gibi parçalayarak zihnine saplandı. Dizlerinin bağı çözüldü; gerileyerek ofisteki eski, deri kaplı koltuğa yığıldı.
"Benim babam..." Sesi fısıltıdan öteye geçemiyordu. "Benim babam bir şefti. Bütün hayatını bu mutfağa, insanları mutlu etmeye adadı. Kiralık katillerle ne işi olabilir?"
Aras, defterin o tek kelimelik sayfasını dikkatlice kapatıp kutuya geri koydu. Masanın etrafından dolanıp Leyla'nın oturduğu koltuğun hemen önünde durdu. Yukarıdan ona bakarken, yüzündeki o aşılmaz, soğuk duvar bir anlığına aralanmış gibiydi.
"Kusursuz bir cinayet, kusursuz bir tabak gibidir Leyla," dedi Aras, sesi odadaki sessizliği yırtarak. "Doğru malzemeler, doğru ısı, sıfır hata. Baban sadece yemek yapmıyordu; o, kimyayı biliyordu. Hangi bitki özütünün kalp krizini taklit edeceğini, hangi baharatın siyanürün acı badem kokusunu maskeleyeceğini... Zakkum şebekesinin tam olarak ihtiyaç duyduğu şey buydu: İz bırakmayan, doğal ve eceliyle gelmiş gibi görünen ölümler. Ve baban, onların baş aşçısıydı."
Leyla elleriyle yüzünü kapattı. Midesi kasılıyordu. Yıllarca hayranlıkla izlediği, her hareketini ezberlediği adam, hünerlerini ölüm saçmak için kullanmıştı. Peki ya o imza tabakları? Ya gururla sunduğu o reçeteler? Hangisi gerçek, hangisi maskeydi?
Ellerini yavaşça yüzünden çektiğinde gözlerindeki yaşlar yerini sert, keskin bir öfkeye bırakmıştı. Başını kaldırıp doğrudan Aras'ın o fırtınalı gri gözlerine baktı.
"Peki ya sen?" diye sordu, sesi artık titremiyordu. "Sıradan bir yatırımcı, yeraltı dünyasının en gizli şebekelerinden birini ismen bilemez. Hele onların sembolünün ne anlama geldiğini hiç bilemez. Sen kimsin Aras? Buraya o sözleşmeyi imzalamak için gelmedin, değil mi?"
Aras bir an duraksadı. Leyla'nın bu kadar çabuk toparlanması, içindeki o kırılgan kızı saniyeler içinde zırhlı bir savaşçıya dönüştürmesi onu etkilemişti. Dudaklarının kenarında belirsiz, tehlikeli bir tebessüm belirdi. Ceketinin düğmesini yavaşça ilikledi.
"Ben," dedi fısıltıyla, "babanın yaptığı hataları temizlemeye geldim. Ve emin ol, kim olduğum senin en son endişe etmen gereken şey. Çünkü şu andan itibaren asıl sorunumuz kapının dışındaki dünya."
Leyla ayağa kalktı. Aralarında sadece birkaç santim mesafe kalmıştı. Boy farkına rağmen başını dik tutarak Aras'a meydan okudu. "Mutfak benim bölgem. Orada ne babamın hayaletlerine ne de senin gizli ajandana yer var. Eğer benimle bu savaşın içindeysen, kurallarıma uyacaksın."
"Mutfağında patron sensin, Şef," diye yanıtladı Aras, sesi kadife kadar yumuşak ama bıçak kadar keskindi. "Ama hayatta kalma oyununda şef benim. Ve şu an, o ocağın başına dönüp hiçbir şey olmamış gibi akşam servisini yönetmen gerekiyor. Zakkum’un gözleri şu an üzerimizde olabilir. Rıza’nın cesedini bulamadılar, kağıdı alamadılar. Tepkimizi ölçecekler."
Ofisin ağır kapısını açıp mutfağın dumanlı, sıcak ve gürültülü atmosferine geri döndüklerinde, Leyla derin bir nefes alarak ciğerlerini o tanıdık kekik ve kızarmış tereyağı kokusuyla doldurdu. Burası onun sığınağıydı.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları