Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Kutudan yükselen o tatlı, boğucu koku, mutfağın havasındaki kavrulmuş tereyağı ve sarımsak kokusunu saniyeler içinde bastırmıştı. Leyla, elindeki altın varaklı karta bakarken zamanın bir kez daha yavaşladığını hissetti. Tadımız kaçmasın, Şef. Kalbi göğüs kafesini dövüyordu. Birisi, tam şu an, onun sınırlarının içine, bu kutsal mutfağa sızmayı başarmıştı.
"Şefim? Bir sorun mu var?"
Mert’in sorusuyla irkilen Leyla, dudaklarını birbirine bastırarak kartı hızla avucunun içinde buruşturdu. Kutuya uzanıp kapağını sertçe kapatırken göz ucuyla salonun kapısında duran Aras’a baktı. Aras’ın gri gözleri birer namlu gibi kısılmıştı.
"Sorun yok Mert," dedi Leyla, sesini olabildiğince düz tutmaya çalışarak. "Sadece... özel bir tedarikçiden numune. Sen salona dön, bir numaralı masanın şarabını aç. Tabaklar beş dakika içinde çıkıyor."
Mert başını sallayıp hızla mutfaktan çıktığı an, Aras adeta gölgelerin arasından süzülerek tezgaha yaklaştı. Hızlı ve kararlı bir hareketle siyah kutuyu Leyla'nın önünden aldı.
"Gördün mü?" diye fısıldadı Leyla, buruşturduğu kartı Aras’ın eline sıkıştırırken. Parmakları buz gibiydi. "Zakkum... Onu kimin getirdiğini bulmalıyız. Belki de şu an içerideler!"
Aras kartı açıp o kırmızı mürekkebi gördüğünde çenesi seğirdi. "Kurye arka kapıdan gelmedi, doğrudan salona bırakılmış olmalı. Kameralara bakacağım. Ama sen..." Elini uzatıp Leyla'nın titreyen omuzunu sıkıca kavradı. Dokunuşunda şaşırtıcı, yakıcı bir güven vardı. "Sen buradan bir adım bile dışarı çıkmıyorsun. Gösteriyi bozma. Onlar paniklemeni istiyor. Onlara sadece ne kadar iyi bir şef olduğunu göster."
Aras kutuyu ve kartı ceketinin içine gizleyerek salon kapısına doğru yöneldi. Çıkmadan önce son bir kez omzunun üzerinden Leyla’ya baktı. "O tabakları kusursuz çıkar Leyla. Gözüm üzerinde."
Kapı kapanıp Aras salonun loş ışıklarına karıştığında, Leyla derin, titrek bir nefes aldı. İçindeki o dehşet dalgasını alıp, en iyi bildiği şeye, ateşe çevirmesi gerekiyordu.
"Emre! İstiridye mantarlarını ateşle, hemen!" diye bağırdı. Sesi bu kez titremiyordu; mutfağın komutanı geri dönmüştü.
Ocağın başına geçti. Döküm tavadan yükselen alevler yüzünü yalayıp geçerken, zihni ikiye bölünmüş durumdaydı. Elleri otomatik bir refleksle etleri mühürlüyor, tavayı çeviriyor ve sosu tam kıvamında ateşten alıyordu. Ama beyninin arka planında babasının o defteri, Rıza'nın cesedi ve Zakkum'un gölgesi dönüp duruyordu.
İki adet Miras Tabağı hazırlık tezgahına konduğunda, tabaklar kelimenin tam anlamıyla birer sanat eseriydi. Etin dışı çıtır, içi pespembe ve suluydu; mantarlar sosun içinde parlıyor, taze kekik dalları tabağa vahşi bir zarafet katıyordu.
Mert tabakları alıp salona doğru giderken Leyla tuttuğu nefesi bıraktı. Tam tezgahı temizlemek için bir beze uzanmıştı ki, servis kapısının üzerindeki küçük yuvarlak camdan salonu izleme dürtüsüne karşı koyamadı.
Parmak uçlarında yükselerek camdan dışarı baktı. Restoran tamamen doluydu. Mum ışıkları, kristal kadehler ve loş atmosferin içinde her şey dışarıdan kusursuz görünüyordu. Ancak Leyla'nın gözleri sadece bir kişiyi arıyordu.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları