Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
Vural’ın alaycı kahkahası, rutubetli taş duvarlara çarparak mahzenin içinde yankılandı. "Menünün son tabağı mı? Ne yapacaksın Şef, üzerime yıllanmış şarap döküp beni lekesi çıkmaz diye mi korkutacaksın?"
Leyla ona cevap vermedi. Profesyonel bir mutfakta kriz anı geldiğinde kelimelere yer yoktu; sadece hız, zamanlama ve kusursuz bir mizanplas konuşurdu. Aras’ın korumacı gövdesinin arkasından yarım adım yana kaydı. Zihni tamamen berraktı, hareketleri ise akşam servisindeki o ölümcül ritmine dönmüştü.
Eli, fıçının arkasındaki o simsiyah, etiketsiz şişelerden birinin boynuna kilitlendi.
Şişeyi yerinden çekip aldığı o saliselik anda Vural’ın gözlerindeki alaycı ifade yerini saf bir şüpheye bıraktı. Silahın namlusu Leyla’ya doğru çevrildi.
Ancak Leyla ondan daha hızlıydı. Şişeyi Vural’ın ya da adamlarının üzerine değil, doğrudan merdivenlerin bittiği noktadaki pürüzlü taş zemine, adamların ayak uçlarına doğru bütün gücüyle fırlattı.
Şangırtı!
Kalın cam parçalara ayrıldı. Kavın içindeki o ağır meşe ve küf kokusunu saniyeler içinde boğan, genzi yakan, göz yaşartıcı derecede keskin bir kimyasal koku havaya yayıldı. Bu şarap değildi. Babasının zehir formüllerini damıtırken kullandığı, yüzde doksanın üzerinde alkol oranına sahip, saf ve son derece uçucu bir endüstriyel çözücüydü. Sıvı, merdivenlerin basamaklarından aşağı şelale gibi akıp Vural ve iri kıyım korumalarının ayakkabılarına sıçradı.
"Ne saçmalıyorsun sen..." diye kükredi Vural, geri adım atmaya çalışarak.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları