Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Vural’ın alaycı kahkahası, rutubetli taş duvarlara çarparak mahzenin içinde yankılandı. "Menünün son tabağı mı? Ne yapacaksın Şef, üzerime yıllanmış şarap döküp beni lekesi çıkmaz diye mi korkutacaksın?"
Leyla ona cevap vermedi. Profesyonel bir mutfakta kriz anı geldiğinde kelimelere yer yoktu; sadece hız, zamanlama ve kusursuz bir mizanplas konuşurdu. Aras’ın korumacı gövdesinin arkasından yarım adım yana kaydı. Zihni tamamen berraktı, hareketleri ise akşam servisindeki o ölümcül ritmine dönmüştü.
Eli, fıçının arkasındaki o simsiyah, etiketsiz şişelerden birinin boynuna kilitlendi.
Şişeyi yerinden çekip aldığı o saliselik anda Vural’ın gözlerindeki alaycı ifade yerini saf bir şüpheye bıraktı. Silahın namlusu Leyla’ya doğru çevrildi.
Ancak Leyla ondan daha hızlıydı. Şişeyi Vural’ın ya da adamlarının üzerine değil, doğrudan merdivenlerin bittiği noktadaki pürüzlü taş zemine, adamların ayak uçlarına doğru bütün gücüyle fırlattı.
Şangırtı!
Kalın cam parçalara ayrıldı. Kavın içindeki o ağır meşe ve küf kokusunu saniyeler içinde boğan, genzi yakan, göz yaşartıcı derecede keskin bir kimyasal koku havaya yayıldı. Bu şarap değildi. Babasının zehir formüllerini damıtırken kullandığı, yüzde doksanın üzerinde alkol oranına sahip, saf ve son derece uçucu bir endüstriyel çözücüydü. Sıvı, merdivenlerin basamaklarından aşağı şelale gibi akıp Vural ve iri kıyım korumalarının ayakkabılarına sıçradı.
"Ne saçmalıyorsun sen..." diye kükredi Vural, geri adım atmaya çalışarak.
Leyla, cebinden çıkardığı pürmüz çakmağının ateşleme düğmesine başparmağıyla sertçe bastırdı. Mavi, sivri ve harlı bir alev ucu karanlıkta tıslayarak canlandı.
"Hesabı kesiyorum," dedi Leyla ve çakmağı doğrudan ayaklarının dibindeki zehirli alkol göletine fırlattı.
Ateşin sıvıya değdiği an, zaman kavramı yok oldu. Kulakları sağır eden bir VUUUŞ sesiyle birlikte, mavi ve turuncu alevlerden oluşan devasa bir duvar, Leyla ve Aras ile Vural’ın arasına çekildi. Alevler o kadar harlıydı ki, mahzenin eksi derecelerdeki soğuğu saniyeler içinde bir fırının cehennem sıcağına dönüştü.
Adamlarından birinin paçası alev aldığında attığı çığlık, Vural’ın küfürlerine karıştı. Panikleyen Vural, alev duvarının ardına körlemesine bir el ateş etti. Kurşun, Leyla’nın başını sıyırıp hemen arkasındaki şarap fıçısına saplandı. Fıçıdan fışkıran kırmızı şarap, yangının kızıllığına kan gibi karıştı.
Aras, silah sesinin duyulduğu o saniye içinde refleksle kasanın içindeki yırtık sayfaları avuçlayıp ceketinin içine tıktı ve Leyla’nın kolunu çelik gibi bir pençeyle kavradı.
"Arka havalandırma!" diye bağırdı Aras, alevlerin uğultusunu bastırmaya çalışarak. "Kömürlük çıkışı!"
Leyla başını salladı. Mahzenin en dibinde, eski binanın kömürlük olarak kullanıldığı dönemden kalma, sokağa açılan dar bir demir kapak olduğunu biliyordu. Aras’ın elini sımsıkı tutarak onu dumanın ve karanlığın içine, alevlerden uzağa doğru çekti.
Gözleri dumandan yanıyor, nefes almak her saniye daha da zorlaşıyordu. Arkalarında Vural’ın adamlarının yangını söndürmeye çalışırken çıkardıkları kaos dolu sesler geliyordu. Leyla, kör karanlıkta elleriyle taş duvarı yoklayarak ilerledi. Sonunda parmakları paslı demir basamakları buldu.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları