Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
motorun hızı o kadar artmıştı ki rüzgar artık yüzümü kesmiyo, resmen tokatlıyodu. ares'in beline o kadar sıkı sarılmıştım ki parmaklarım uyuşmuştu artık. arkamıza bakmaya bile cesaretim yoktu ama pars'ın o yeri göğü inleten kükremeleri ve devasa pençelerinin toprağa vurma sesi hemen ensemizde gibiydi!!
"ares çok yaklaştı!!" diye bağırdım kaskın içinden boğuk bi sesle.
ares cevap vermedi ama motoru birden o zifiri karanlık patikadan çıkarıp inanılmaz dik bi yokuşa vurdu. motor resmen uçuyodu altımızda!! yokuşun sonunda devasa bi uçurum ve aşağıda deli gibi akan, köpük köpük bi nehir vardı!!
"napıyosun ölüceez!!" diye çığlık attım gözlerimi sımsıkı kapatarak.
"bana güven!" diye kükredi ares rüzgarın sesini bastırarak ve motoru hiç yavaşlatmadan o uçurumdan aşağı, karanlık boşluğa doğru sürdü!!
midem ağzıma geldi, yer çekimi kayboldu sandım!! saniyeler havada asılı kaldık ve sonra... motor inanılmaz bi gürültüyle nehrin karşı kıyısındaki toprağa çakıldı. sarsıntıdan omuzlarım yerinden çıkıcaktı nerdeyse ama ares o kadar profesyoneldi ki saniyeler içinde dengeyi sağlayıp gaza tekrar yüklendi.
arkamıza dönüp baktığımda, nehrin öteki kıyısında o devasa siyah kurdun durduğunu gördüm. pars uçurumun kenarında durmuş, o vahşi kehribar gözleriyle çaresizce bize bakıyodu. suya giremiyodu çünkü kurtlar akan suda iz kaybederlerdi (bunu twilight'tan falan hatırlıyodum sanırım hdhdhd). pars'ın o acı dolu uluması ormanda yankılanırken biz çoktan ağaçların arasında kaybolmuştuk..
ne kadar daha gittik bilmiyorum, artık soğuktan ve korkudan titremeye başlamıştım. içimdeki o mor alevin enerjisi tamamen bitmişti, pilim %1 kalmış gibi hissediyodum resmen.
sonunda motor yavaşladı ve durdu. etraf o kadar sessizdi ki sadece yaprakların hışırtısı ve ares'in derin nefes alışları duyuluyodu. kaskımı kafamdan yavaşça çıkardığımda gördüğüm manzarayla nefesim kesildi..
ormanın tam ortasında, ağaçların arasına saklanmış devasa, tamamen camdan yapılmış bi ev duruyodu. içerden loş, sarı bi ışık geliyodu. çok modern ama bi o kadar da ıssız ve ürkütücüydü.
ares motordan inip bana elini uzattı. parmakları yine buz gibiydi ama benim ellerim ondan daha çok titriyodu. beni yavaşça yere indirdiğinde bacaklarım beni taşımadı, tam düşücektim ki beni o güçlü kollarıyla belimden yakaladı.
"şşşt.. tamam, burdayız. güvendesin," diye fısıldadı o tehlikeli ama bi o kadar da huzur veren sesiyle.
beni yine kucağına aldı, cam evin kapısına doğru yürüdük. kapı biz yaklaşınca sensörlü falan değildi, ares sadece gözleriyle bakarak bi şekilde kilidi açtı!! (bu çocuğun yapamadığı bişey var mıydı acaba??)
içeri girdiğimizde evin içi inanılmaz sıcaktı. heryer siyah ve antrasit renklerindeydi, kocaman deri koltuklar ve boydan boya cam bi şömine vardı. ares beni şöminenin karşısındaki o kocaman pufun üstüne yavaşça bıraktı.
kendi deri ceketini çıkarıp omuzlarıma örttü. ceketin üstüne sinmiş o baş döndürücü kokusu bütün hücrelerime doldu anında. şömineyi nasıl yaktığını bile görmedim, bi anda alevler harladı.
Bu bölümün ilk 15 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Ayyy yoksa bekledigim seymi geliyotrr
Yorum
Yorum bulunamadı.