Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
köprücük kemiğimin üstündeki o siyah taç ve kanayan gül işareti resmen derimi dağlıyodu.. acıdan gözlerimden yaşlar süzülürken ares o buz gibi parmaklarını nazikçe mührün üstüne bastırdı. onun dondurucu soğukluğu, mührün o cehennem gibi yanan ateşini bi anlığına hafiflettiğinde derin bi nefes alabildim.
"bu lanet şeyi derinden söküp almam lazım," diye tısladı ares. gözleri hala o ölümcül kan kırmızısıydı. "vladimir bu mühürle onun zihnine girmeye devam edicek.. kızı yavaş yavaş delirticek!"
"ona dokunmaya kalkarsan kızı öldürürsün kan emici!" diye hırladı pars, aramıza girerek. "o mühür sıradan bi dövme değil, saf karanlık büyüsü. onu sadece gümüş mağaranın içindeki kadim şifalı sular yavaşlatabilir. hemen gitmeliyiz!"
ares bana o kadar korumacı, o kadar acı çeken bi ifadeyle baktı ki kalbim sızladı. "dayan kraliçem.." diye fısıldadı alnını benim terden sırılsıklam olmuş alnıma yaslayarak. "seni o karanlığa teslim etmicem."
beni kucağına alıp o parçalanmış cam evin içinden dışarı çıkardı. motora binmek yerine, ormanın o zifiri karanlık derinliklerine doğru koşmaya başladık. ares beni kucağında taşırken o insan üstü hızıyla rüzgarı yarıyodu. pars ise en önde, o devasa siyah kurt formunda yolu açıyodu.
mührün acısı ara ara zonkluyodu ve her zonkladığında kafamın içinde vladimir'in o dondurucu sesini, o iğrenç kahkahasını duyuyodum.. kaçamazsın küçük kızım.. kan kanı çeker.
kafamı iki yana sallayıp ares'in o siyah deri ceketine daha sıkı gömüldüm. onun kokusu bana gerçekliği hatırlatan tek şeydi.
ne kadar koştuk bilmiyorum ama aniden devasa, göğe kadar uzanan kayalıkların önüne geldik. kayaların arası zifiri karanlıktı ama pars o devasa kurduyla içeri daldı, ares de hiç tereddüt etmeden onu takip etti. daracık, rutubetli bi tünelden geçtikten sonra gördüğüm manzarayla nefesim tamamen kesildi..
burası devasa, yer altı bi şehri gibiydi!! mağaranın duvarları ve tavanı, etrafa soluk mavi ve gümüş rengi bi ışık yayan kristallerle doluydu. ortada kocaman, buharı tüten bi yeraltı gölü vardı ve suyun rengi resmen erimiş gümüş gibi parlıyodu. ama asıl şok edici olan.. etrafta yüzlerce kurtadam vardı!! bazıları insan formunda ateşlerin etrafında oturuyo, bazıları devasa kurt formunda devriye geziyodu.
biz içeri girdiğimiz an, bütün o yüzlerce vahşi göz aynı anda bize döndü!!
ares'in vampir kokusunu aldıkları saniye bütün mağarayı sağır edici hırlamalar ve kükremeler doldurdu. onlarca devasa kurt dişlerini göstererek üstümüze atılmak için çemberi daraltmaya başladı. ares beni anında arkasına alıp o uzun siyah kılıcını çekti, dudaklarından yırtıcı bi tıslama döküldü.
"gelin bakalım tüylü ucube sürüsü.." diye alayla gülümsedi ares, kılıcını iki eliyle kavrarken.
"durun!!"
pars insan formuna saniyeler içinde dönüşüp bizimle sürünün arasına geçti. kollarını iki yana açıp o kadar gür ve kalın bi sesle kükredi ki, mağaranın tavanındaki kristaller titredi resmen!! alfa'nın sesiydi bu..
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları