Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
boynumu yavaşça yana eğip şah damarımı ona sunduğum an, mağaranın içindeki o sağır edici sessizlik daha da ağırlaştı. sadece suyun hafif şırıltısını ve pars'ın kenardan gelen o acı dolu, öfkeli hırlamasını duyabiliyodum.
ares'in nefesi boynuma çarptığında bütün tüylerim diken diken oldu. o kadar yakındı ki, içimde vladimir'in karanlığıyla boğuşan o küçük çilek kokulu gece bile bu temastan titredi. ares'in elleri belimi daha da sıkı kavradı, sanki kaçmamdan değil de, kendi kontrolünü kaybetmekten korkuyodu.
"seni incitmicem.." diye fısıldadı çatallı, boğuk bi sesle. sivri dişleri tenime sürtündüğünde istemsizce gözlerimi kapattım. "bana güven kraliçem."
ve o an.. ares'in o buz gibi, jilet gibi keskin dişleri boynuma saplandı!!
"ah!!" diye inledim, ellerim refleks olarak onun geniş omuzlarına, ıslak siyah deri ceketine tutundu.
ilk saniye inanılmaz bi acıydı.. sanki boynumdan içeri sıvı bi buz enjekte ediliyodu. ama sonra.. o buz gibi zehir, damarlarımda kaynayan o karanlık, siyahımsı mor alevle çarpıştı!!
gümüş gölün suları aniden etrafımızda girdap gibi dönmeye, köpürmeye başladı!! mağaranın duvarlarındaki o mavi kristaller kör edici bi ışıkla parlıyodu. ares kanımı içtikçe, aramızda daha önce hiç hissetmediğim, kelimelerle anlatılamıcak kadar derin bi bağ oluşmaya başladı. sanki onun zihninin, ruhunun o buz tutmuş karanlık köşelerini görebiliyodum.. bana olan o saplantılı koruma içgüdüsünü, beni ilk gördüğü an kütüphanede hissettiği o sarsıntıyı.. her şeyi hissediyodum!!
kafamın içindeki o iğrenç, yaşlı ses.. vladimir'in o boğucu kahkahası aniden bi çığlığa dönüştü. hayır!! benim kanım.. benim varisim!! diye bağırıyodu zihnimin derinliklerinde ama ares'in zehri o sesi acımasızca ezip geçiyodu.
köprücük kemiğimin üstündeki o yanan siyah taç ve kanlı gül mührü.. ares'in kanıyla benim kanım birbirine mühürlendikçe parçalanmaya başladı. acı yerini inanılmaz bi huzura, uyuşukluğa bıraktı.
ares aniden geri çekildi. göğsü hızla inip kalkıyo, o bembeyaz yüzü ve dudakları benim kanımla kızıla boyanmıştı.. gözleri hala vahşi bi kan kırmızısıydı ama içindeki o deli dehşet açlığı bastırmayı başarmıştı. benim kanımın o eşsiz tadına rağmen.. durmayı bilmişti.
göz kapaklarım o kadar ağırlaştı ki zar zor açabildim. suyun yansımasına bakacak gücüm yoktu ama ares'in yüzündeki o rahatlamış, yorgun ifadeyi gördüğümde anlamıştım. o simsiyah, şeytani gözler gitmişti. benim o sıradan, sıkıcı kahverengi gözlerim geri dönmüştü..
köprücük kemiğime dokundum titreyen parmaklarımla. siyah taç gitmişti.. yerine soluk, gümüş renginde, küçük ve zarif bi kılıç ve etrafına sarılmış bi sarmaşık dövmesi gelmişti. ares'in mührü..
"bitti.." diye fısıldadı ares, baş parmağıyla boynumdaki o iki küçük kanayan deliği silerken. dokunuşuyla yara anında kapandı. "seni benden kimse alamaz.. artık kanıma mühürlüsün."
dizlerimin bağı tamamen çözüldü, bütün o enerjim çekilmiş gibi ares'in kollarının arasına, o buz gibi göğsüne yığıldım.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Pars sevemiyorum ya itici bir karakter gibi geliyor
Yorum
Yorum bulunamadı.