Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
gözlerimi açtığımda burnuma dolan ilk şey yoğun bi çam ve ıslak toprak kokusuydu.. ama hemen altından o tanıdık, baş döndürücü siyah deri ceket ve buz kokusu geliyodu. neresiydi burası?
hafifçe doğrulmaya çalıştım ama bütün kaslarım sızlıyodu resmen. üstümde inanılmaz kalın, yumuşacık hayvan kürkleri vardı. gümüş gölün kenarında değildik, mağaranın daha iç kısımlarında, meşalelerle aydınlatılmış taş bi odadaydım.
ellerim istemsizce boynuma, köprücük kemiğime gitti. ordaydı.. pürüzsüz tenimde kabartı şeklinde duran o zarif, gümüş rengi kılıç ve etrafına sarılmış sarmaşık dövmesi. ares'in mührü. dokunduğum an parmak uçlarımdan kalbime doğru inanılmaz bi sıcaklık yayıldı.
"çok yakıştı.."
karanlık köşeden gelen o pürüzsüz ve buz gibi sesle irkildim. ares, sırtını taş duvara yaslamış, kollarını göğsünde bağlamış beni izliyodu. o zifiri karanlık gözlerinde artık o vahşi kan susuzluğu yoktu, sadece inanılmaz bi sahiplenme ve.. huzur vardı.
"ares.." dedim çatallı bi sesle.
saniyeler içinde yanıma geldi, yatağın kenarına oturdu. o buz gibi, uzun parmaklarıyla yüzüme düşen saçlarımı geriye itti. dokunduğu an.. içimde garip bişey oldu!! sanki onun hissettiği o rahatlamayı, o yorgunluğu kendi kalbimde hissettim resmen!! beynimin bi köşesinde onun varlığı atıyodu sanki.
"seni hissediyorum.." diye fısıldadım şaşkınlıkla gözlerimi büyüterek. "bu.. bu çok garip. sanki aklımın içinde senin için ayrılmış bi oda var gibi."
ares o meşhur, ukala ve tehlikeli gülümsemesini sundu. "kan bağının gücü küçük kız. artık sadece kalplerimiz değil, zihinlerimiz de birbirine mühürlü. o lanet olası vladimir'in senin zihnine sızmasına asla izin vermicem. sen artık benim korumam altındasın."
ona tam sarılcaktım ki.. taş odanın girişi aniden karardı.
pars..
üstüne siyah, salaş bi tişört geçirmişti ama o geniş omuzları her zamankinden daha çökük duruyodu. kehribar gözlerindeki o hırçın ateş sönmüş, yerine inanılmaz bi kırgınlık ve soğukluk gelmişti. ares'i benim yanımda, bana dokunurken gördüğünde çenesi kasıldı.
"uyanmışsın," dedi boğuk, duygusuz bi sesle. "sürü güvende olduğundan emin olmak istedi."
"pars.." dedim suçluluk duygusuyla. yutkundum, boğazım düğüm düğümdü. onun o acı dolu uluması hala kulaklarımdaydı. "ben.. teşekkür ederim. her şey için. bizi buraya getirmeseydin.. ben.."
"önemli değil gece," diye kesti sözümü. gözlerini benden kaçırdı. "ben sadece görevimi yaptım."
ares alayla sırıttı. "görevini yaptın ve bitti tüylü yumağı. şimdi kraliçemi alıp burdan gidicez. bu rutubetli mağara ona göre değil."
pars tam hırlayarak ares'in üstüne yürücekti ki.. aniden ellerimi başıma götürüp çığlık attım!!
"susun!!" diye bağırdım.
çünkü kafamın içinde aniden inanılmaz bi uğultu başlamıştı!! ama bu uğultu ares'in zihni ya da vladimir'in o korkunç sesi değildi. bunlar.. bunlar fısıltılardı!! onlarca, yüzlerce farklı ses aynı anda aklımın içinde konuşuyodu!!
kan emiciye güvenmiyoruz... alfa çok üzgün... sınırda nöbetçiler kokuyu aldı... tehlike var... kraliçe uyandı...
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları