Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
"ormanda yangın var.." kelimeleri dudaklarımdan döküldüğü an, gümüş mağaranın o kutsal ve sessiz atmosferi paramparça oldu!!
kafamın içindeki o çığlıklar, kurtların zihninden bana akan o dehşet verici görüntüler o kadar netti ki.. kızıl alevlerin asırlık çam ağaçlarını nasıl yuttuğunu, siyah pelerinli konsey muhafızlarının o insanüstü hızlarıyla ormanın içinde nasıl ölüm saçtıklarını resmen kendi gözlerimle görüyodum!!
"sınırı geçtiler!" diye bağırdım yataktan fırlayarak. zihnimdeki o uğultu artık beni korkutmuyodu, aksine.. damarlarımdaki adrenalini körüklüyodu. "pars, kuzey yamacındaki devriyelerin düştü! etrafımızı sarıyolar!!"
pars'ın gözleri şokla büyüdü ama sadece bi saniye sürdü. anında o hırçın, yıkıcı alfa moduna geçti. boynunu kütletti ve mağaranın girişine doğru dönüp o yeri göğü titreten kükremesini koyverdi!! "sürü!! savaşa hazırlanın!! mağarayı savunun!!"
yüzlerce kurt aynı anda uluyarak ona cevap verdiğinde tüylerim diken diken oldu. bu sefer o seslerden korkmuyodum.. çünkü onların zihnindeki o koruma içgüdüsünü, o sadakati iliklerime kadar hissediyodum. ben de onlardan biriydim artık!
ares o uzun siyah kılıcını inanılmaz bi hızla çekti, kılıcın üstündeki rünler bu sefer kan kırmızısı bi ışıkla parlıyodu. "anneni de al ve mağaranın en dibine, gümüş gölün arkasına saklan gece," dedi o buz gibi, emir veren tonuyla. bana doğru bi adım atıp yüzümü ellerinin arasına aldı. "ben o kan emici pislikleri halledip dönücem."
"hayır."
sesim o kadar net, o kadar güçlü çıkmıştı ki ares bile duraksadı. ellerimi onun buz gibi bileklerine koyup yavaşça yüzümden çektim.
"artık saklanmıcam ares," dedim, gözlerimin kehribar rengiyle kahverengi arasında gidip geldiğini hissedebiliyodum. avuç içlerimde o tanıdık karıncalanma başlamıştı ama bu sefer alevlerim koyu, acımasız bi mor rengindeydi. "ben vladimir'in küçük, korkak kızı değilim. ben vampirlerin ve kurtların melez kraliçesiyim. ve o pislikler benim ormanımı yakıyo!"
ares'in o kömür karası gözlerinde ilk defa.. saf bi gurur parladı. dudaklarının kenarı o meşhur, ukala sırıtışıyla yukarı kıvrıldı. "peki o zaman kraliçem.. bana nasıl savaştığını göster."
üçümüz aynı anda mağaranın girişine doğru koşmaya başladık. annem arkamızdan güvenli bölgeye geçerken, biz karanlık tünelleri aşıp dışarı fırladık.
dışarı çıktığımız an yüzümüze inanılmaz bi sıcaklık ve duman çarptı!! asırlık ağaçlar çıtırdayarak yanıyo, gökyüzünü kaplayan siyah dumanlar ay ışığını bile boğuyodu. ve o alevlerin tam ortasında.. en az elli tane siyah pelerinli konsey muhafızı duruyodu!!
en öndeki, yüzü yara bere içinde olan iri yarı vampir bizi gördüğünde iğrenç bi kahkaha attı. "vladimir'in küçük kaçağı.. ve onun evcil köpekleri! konsey sizi canlı istiyo ama biraz hırpalamamızda sakınca yok!"
"sokak köpeklerinin dişleri ne kadar keskindir bi bilsen.." diye hırladı pars. ve saniyeler içinde o devasa, karanlık siyah kurt formuna dönüştü!! arkasından onlarca kurt ormanın içinden fırlayıp muhafızların üstüne atıldı!!
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları