Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
tersanedeki kan kokusu rüzgara karışıp istanbul boğazı'nın derinliklerine gömülürken, siyah zırhlı aracın içinde sadece birbirimizin düzensiz nefeslerini duyuyorduk. ellerimdeki çamur kurumuş, yüzümdeki kan lekeleri tenime kazınmıştı. aynadaki yansımamda gördüğüm kadın artık bir yabancı değildi; o bendim. karanlığın ta kendisiydim.
araba, şehrin lüks semtlerinden birinin altında, sadece belirli isimlerin bildiği o yeraltı kulübünün gizli garajına girdiğinde durduk. pamir kontağı kapattı ama hemen inmedi. direksiyondaki elleri, az önce bir adamın beynini dağıtan eller değildi sanki. cebinden bir sigara çıkardı, dudaklarının arasına yerleştirip gümüş çakmağıyla yaktı. dumanı ağır ağır arabanın içine üfledi.
"turgut ölmeden önce sana o diskten bahsetti," dedi, gözleri karanlık camdan dışarıya kilitliyken. sesi, yorgunluktan ziyade tehlikeli bir sakinlik taşıyordu. "benim geçmişimi bitirecek sırlardan."
cebinden o küçük, siyah diski çıkardı. babamın sanat deposundan aldığım, uğruna yalıyı havaya uçurdukları, babamın ve turgut'un kanının dökülmesine neden olan o lanet olası disk. pamir diski vites kutusunun üzerine, tam ikimizin ortasına bıraktı.
"eğer o gün o bilgisayarda truva atı dosyası yerine diğer klasörleri açsaydın, beni yok edebilirdin efsun," diye fısıldadı. başını yavaşça bana çevirdi. gözlerindeki o dipsiz uçurum, ilk kez bu kadar çıplaktı. "bu diskte sadece sevkiyat rotaları yok. bu diskte benim zayıflıklarım var. beni bu şehre gömecek her şey burada."
ona doğru döndüm. yüzünde ne bir pişmanlık ne de bir teslimiyet vardı. bu bir testti. pamir, yarattığı canavarın sadakatini sınıyordu.
uzanıp diski aldım. plastik parçasının kenarlarında kurumuş kan vardı. gözlerimi pamir'den ayırmadan, arabanın kapısındaki küçük bölmeden onun yedek şarjörünü çıkardım. şarjörün ağır metal tabanıyla, diskin tam ortasına bütün gücümle vurdum.
plastik büyük bir çatırtıyla kırıldı. içindeki metal çip ezildi, paramparça oldu. parçaları toplayıp arabanın zeminine fırlattım.
"benim zayıflıklara ihtiyacım yok," dedim, sesimdeki o soğuk, hastalıklı tınıyla. "senin geçmişin umrumda değil pamir. o adamlar seni bitirmek istediği için öldüler. ve eğer biri seni bitirecekse..." ona doğru yaklaştım, dudaklarım neredeyse dudaklarına değecekti. "bunu sadece ben yaparım."
pamir'in dudaklarında o meşhur, zehirli tebessüm belirdi. elindeki sigarayı açık camdan dışarı fırlattı ve parmaklarını kanlı saçlarımın arasına daldırdı. beni kendine doğru o kadar sert çekti ki, nefesim kesildi.
"işte bu yüzden sadece benim dünyamda yaşayabilirsin," dedi boğuk bir sesle. "çünkü dışarıdaki o ışıklı dünya, senin bu muazzam karanlığını kaldırabilecek kadar güçlü değil."
arabadan indik. yeraltı kulübünün devasa demir kapıları cihan tarafından açıldığında, içerideki ağır viski, puro ve ter kokusu yüzümüze çarptı. şehrin tüm kirli isimleri, mafya liderleri, silah tüccarları o salondaydı. kapıdan içeri kan, çamur ve ölüm kokarak girdiğimizde, o devasa salon bir anda ölüm sessizliğine büründü.
pamir elimi tutmadı. buna ihtiyacımız yoktu. adımlarımız aynı ritimde, aynı yıkıcı enerjiyle yeri dövüyordu. masaların arasından geçerken, kimse gözlerimize bakmaya cesaret edemedi. herkes turgut'un cesedinin o tersanede çürüdüğünü biliyordu. herkes o gece kuralları kimin yeniden yazdığını ve yeni infazcının kim olduğunu biliyordu.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları