Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
turgut’un çamurlu asfalta yığılışının üzerinden tam üç hafta geçmişti. istanbul yeraltı dünyası artık pamir’in nefes alışverişine göre şekilleniyor, o nefes verdiğinde şehir bir ölüm sessizliğine bürünüyordu. ve ben... ben artık o nefesin ta kendisiydim.
sabahın o puslu saatlerinde, rezidansın devasa camlarının önünde oturmuş, belimden hiç ayırmadığım on beş mermilik tabancamı temizliyordum. metalin soğuk kokusu, pahalı parfümüme karışmıştı. pamir, yatağın içinde yarı çıplak bir şekilde uzanmış, elindeki kahve fincanıyla beni izliyordu. bakışlarında bir adamın bir kadına duyduğu aşktan çok, bir yaratıcının kendi eserine duyduğu o hastalıklı hayranlık vardı.
"ellerin artık titremiyor," dedi, sesi sabahın sessizliğini jilet gibi keserken.
"titreyecek bir şey kalmadı," diye mırıldandım, silahın sürgüsünü sertçe çekip bırakarak. çıkan o mekanik, tatmin edici metal sesi odada yankılandı. namluyu boşluğa doğrulttum. "korkacak kimsem yok. kaybedecek bir şeyim yok."
pamir gülümsedi. kahvesini komodinin üzerine bırakıp ağır adımlarla yanıma geldi. arkama geçip ellerini çıplak omuzlarıma koydu. tam o sırada salonun kapısı çalındı.
cihan’dı. içeri girdiğinde gözlerini benden kaçırdı. turgut’un tersanesindeki o geceden beri cihan bana bakarken pamir’e duyduğu o temkinli korkunun aynısını hissediyordu.
"patron," dedi cihan, sesi gergindi. "emniyetteki adamlarımızdan bir haber var. efsun hanım’ı... yani yengemizi arayan biri var. kayıp ilanı vermiş. işi büyütmeye, basına gitmeye çalışıyor."
pamir’in parmakları omuzlarımda kaskatı kesildi. odadaki hava aniden bir mezar kadar soğudu. "kim bu ceset?" diye sordu pamir.
"kerem adında biri," dedi cihan. "eski sanat galerisinden çalışma arkadaşıymış."
kerem.
bu isim zihnimin derinliklerinden çıkıp geldiğinde, midemde tuhaf bir kasılma hissettim. kerem benim için her sabah kahve alan, tuvalleri taşımama yardım eden, o sıradan, sıkıcı ama güvenli hayatımın tek iyi niyetli insanıydı. benim pamir tarafından kaçırıldığımı, zorla tutulduğumu sanıyordu. beni kurtarmaya çalışıyordu.
ne büyük bir ahmaklık.
pamir omuzlarımı bıraktı. yavaşça önüme geçip çenemi kavradı, gözlerimin içine o dipsiz, karanlık kuyularıyla baktı. "geçmişin kapımızı yumrukluyor, küçük kraliçe. o kapıyı ben mi açayım, yoksa sen mi kendi çöplerini temizlersin?"
"onu kulübe getirin," dedim, sesimdeki donukluğa ben bile şaşırmıştım. pamir’in dudaklarındaki gülümseme genişledi.
birkaç saat sonra, henüz müşteri alımına kapalı olan yeraltı kulübünün o ağır, loş atmosferindeydik. ben, pamir’in o devasa deri tahtında oturuyordum. pamir ise gölgelerin içinde, elinde bir kadeh viskiyle olan biteni izliyordu.
kapı açıldı ve cihan, kerem’i içeri itti. kerem’in yüzü bembeyazdı, etrafındaki silahlı adamlara dehşet içinde bakıyordu. sonra beni gördü.
üzerimde siyah, jilet gibi kesilmiş bir takım elbise vardı. bacak bacak üstüne atmış, elimdeki kristal kadehi yavaşça çeviriyordum. kerem bana doğru bir adım attı ama cihan’ın eli göğsüne çarpınca durmak zorunda kaldı.
"efsun!" diye bağırdı kerem, sesi titriyordu. "tanrım, efsun yaşıyorsun! seni buldum! polise gittim ama hiçbir şey yapmadılar, ben de..."
Bu bölümün ilk 18 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları