Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
'çöküş' tablosu, yatağımızın tam karşısındaki devasa gri beton duvara asılmıştı. sabahın o ölü saatlerinde, istanbul henüz uykusundayken, tablodaki paslı demirler ve karanlık okyanus üzerime gelmiyor, aksine bana nefes alacak o hastalıklı alanı yaratıyordu.
pamir yanımda değildi. çarşafın onun yattığı tarafı çoktan soğumuştu.
kalkıp üzerime siyah, ipek bir sabahlık geçirdim. salona adımladığımda, içerideki ağır sigara dumanı ve ölüm sessizliği bana her şeyin başladığını haber veriyordu. pamir, camın önünde durmuş, elindeki telefondan bir şeyler dinliyordu. cihan ise yüzü kaskatı kesilmiş bir halde masanın başında bekliyordu.
beni gördüklerinde sessizlik bozulmadı. masaya yaklaşıp, yarım kalmış bir viski şişesinden kendime bir kadeh doldurdum. içkinin o yakıcı sıcaklığı sabahın ayazını kırarken, pamir telefonu kapatıp cebine attı.
"moskova selamını gönderdi," dedi, sesi hiçbir duygu barındırmıyordu. sadece bir hava durumu raporu verir gibiydi. "beykoz'daki kumarhane ve zeytinburnu'ndaki ana mühimmat depolarımızdan biri aynı anda havaya uçuruldu. yedi adamımız ölü."
cihan başını eğdi. "ivan'ın cesedini boğaz'dan çıkarmışlar patron. bu sadece bir uyarı ateşi. ruslar istanbul'a sokak köpekleri gibi değil, düzenli bir ordu gibi iniyor."
kadehimi yavaşça masaya bıraktım. yedi ölü. yanan depolar. moskova, kendi elçisinin kanına karşılık bizim şehrimizde yangın çıkarmaya cüret ediyordu. içimde bir yerlerde korkmam, geri adım atmam veya saklanacak bir delik aramam gerekiyordu. ama hayır. damarlarımda dolaşan o karanlık kibir, ateşle oynamak için çıldırıyordu.
"yedi adam ve iki bina," diye mırıldandım, parmak uçlarımı ceviz masanın üzerinde gezdirerek. "ivan'ın canı bu kadar ucuz olmamalıydı. moskova cimri davranıyor."
cihan'ın bakışları bana kaydığında, gözlerindeki o saf dehşeti görebiliyordum. artık benden, pamir'den korktuğu kadar korkuyordu.
pamir bana doğru döndü. dudaklarında o meşhur, zehirli tebessümü vardı. "benim küçük kraliçem kan istiyor anlaşılan. ne yapalım efsun? sokaklara inip rusça konuşan herkesin kafasına mı sıkalım?"
"biz sokak serserisi değiliz," dedim, adımlarımı ona doğru yönlendirirken. tam karşısında durdum ve ellerimi onun siyah gömleğinin yakalarına yerleştirdim. "onlar bizim binalarımızı vurdu çünkü bizim sokaktaki gücümüzü sınamak istiyorlar. biz onların binalarını vurmayacağız. biz onların can damarını keseceğiz."
pamir tek kaşını kaldırdı. "dinliyorum."
"ivan buraya sadece haraç kesmeye gelmemişti," diye fısıldadım, turgut'un o lanet olası diskindeki bilgilerin zihnimde bir yapboz gibi birleşmesine izin vererek. "rusların istanbul'daki asıl gücü silah değil, kara para. nişantaşı'ndaki o gösterişli yatırım bankası... volkov ailesinin istanbul'daki kasası orası. paralarını oradan aklıyorlar."
pamir'in gözlerindeki karanlık bir anlığına parladı. bu, bir yırtıcının avının kokusunu aldığı andı.
cihan hemen itiraz etti. "efsun hanım... orası yasal bir banka. şehrin göbeğinde. siviller var, kameralar var. oraya silahla girmek doğrudan devleti karşımıza almak demek. bu bir intihar."
başımı çevirip cihan'a baktım. bakışlarım o kadar boş ve soğuktu ki, cihan cümlenin sonunu getiremeden yutkundu.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları