Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
nişantaşı'nın o gösterişli, kibirli sokakları gece yarısından sonra sadece lüks arabaların tekerlek seslerine ve yağmurun ritmine teslim olurdu. ama bu gece, o ritmi biz bozacaktık.
siyah, zırhsız bir minibüsün arka koltuğunda, volkov ailesinin istanbul'daki o büyük 'yatırım bankası'nın arka sokağında bekliyorduk. üzerimde siyah deri bir ceket ve dar, simsiyah bir pantolon vardı. saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yapmıştım. pamir hemen yanımdaydı, uzun parmakları dizimin üzerinde, adeta bir saatin tiktakları gibi ritim tutuyordu.
kulaklıktan cihan'ın boğuk sesi geldi. "güvenlik kameraları kör edildi patron. devriyeler temiz. kapı açık."
pamir başını yavaşça bana çevirdi. gözlerindeki o dipsiz karanlık, sokak lambasının cılız ışığında bile parlıyordu. "sahne senin, kraliçe."
minibüsten indik. gecenin dondurucu ayazı yüzüme çarptı ama içimde büyüyen o kavurucu heyecanı bastırmaya yetmedi. bankanın personel girişinden içeri sızdığımızda, lüks ve steril para kokusu genzimi yaktı. cihan ve iki adamı, lobideki son iki gece bekçisini çoktan uyutmuş, sürükleyerek karanlık bir köşeye çekmişlerdi.
doğrudan sistem odasına, binanın kalbine, eksi ikinci kata indik.
devasa sunucular, mavi ve yeşil ışıklarla yanıp sönüyor, mekanik bir uğultuyla çalışıyordu. cihan'ın getirdiği bilgisayar uzmanı, klavyenin üzerinde parmaklarını hızla gezdirirken biz sadece arkasından izliyorduk. çocuk o kadar gergindi ki, ensesinden süzülen teri görebiliyordum. pamir'in onun hemen arkasında, bir ölüm meleği gibi dikilmesi onu dehşete düşürüyordu.
"volkov'un gizli hesaplarına sızıyorum," dedi çocuk, sesi titreyerek. "ana kasadaki bütün parayı, takip edilemez paravan hesaplarımıza aktarıp izini siliyorum... ve... bitti. sıfırlandılar. volkov'un istanbul'da artık tek bir kuruşu bile yok."
pamir çocuğun omzunu sıktı. dokunuşu bir tebrikten çok, bir tehdit gibiydi. "güzel. şimdi çıkın buradan."
cihan ve adamlar hızla odadan çıkarken, pamir'le sistem odasında yalnız kaldık. pamir sırtındaki siyah çantayı yere bıraktı. içindeki c-4 patlayıcıları sunucuların arasına, binayı ayakta tutan ana kolonlara yerleştirmeye başladı. onun bu soğukkanlı yıkıcılığını, bir heykeltıraşın taşı oyması gibi zarif ama ölümcül olan hareketlerini izlemek, içimdeki o hastalıklı arzuyu daha da kamçılıyordu.
son patlayıcıyı da yerleştirdikten sonra elindeki küçük, mat siyah kumandayı bana uzattı.
"paralarını aldık," dedi, aramızdaki mesafeyi tek bir adımla kapatarak. "şimdi geriye, o çok güvendikleri isimlerini yakmak kaldı."
kumandayı aldım. başparmağımı o küçük kırmızı düğmenin üzerinde gezdirdim. asansörü kullanmadık, yangın merdivenlerinden ağır ağır yukarı çıktık. sokağa adım attığımızda yağmur şiddetini artırmıştı. cihan bizi köşedeki zırhlı ciplerin yanında bekliyordu.
arabaya binmeden önce dönüp o ihtişamlı cam binaya baktım. milyonlarca dolarlık bir yalanın ardına saklanmış, kanla örülmüş bir kağıttan kaleydi orası.
düğmeye bastım.
gecenin karanlığını yırtan o sağır edici patlama sesi kulaklarımı doldurduğunda, ayaklarımın altındaki asfaltın bile titrediğini hissettim. yatırım bankasının giriş katı devasa bir ateş topuyla dışarı kusuldu. camlar binlerce parçaya ayrılıp nişantaşı sokaklarına bir yağmur gibi yağarken, alevlerin o kızıl, vahşi ışığı yüzümüze vurdu.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları