Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
arabaya bindiğimizde üzerime sinen tek şey yağmur suyu değildi; ölümün o geniz yakan, paslı kokusuydu. pamir yanıma oturduğunda, az önce bir adamın beynini dağıtan o değilmiş gibi, ceketinin düğmesini ilikledi. göğes kafesimdeki kalp o kadar hızlı atıyordu ki, sesini duyacak diye nefesimi tutuyordum.
"çıkar onu," dedi, camdan dışarıyı izlerken. sesi pürüzsüzdü.
montumun cebindeki diski parmaklarımın arasında sıktım. bu küçük, siyah plastik parçası benim tek biletimdi. "içinde ne olduğunu bilmek istiyorum," dedim. sesim beklediğimden daha kararlı çıkmıştı. "babamın benim hayatım karşılığında neyi feda ettiğini bilmeye hakkım var."
pamir başını yavaşça bana doğru çevirdi. karanlıkta gözleri avını köşeye sıkıştırmış bir yırtıcı gibi parlıyordu. aramızdaki mesafeyi kapatıp üzerime doğru eğildiğinde, sırtım arabanın soğuk kapısına yapıştı. elini montumun cebine daldırdı. parmakları tenime bilerek, neredeyse eziyet edercesine sürtündü ve diski çekip aldı.
"senin hiçbir şeye hakkın yok, efsun," diye fısıldadı dudaklarıma doğru. "sen sadece masadaki bir çipsin. ve ben az önce senin için bir adam öldürerek o bahsi artırdım. şimdi sessiz ol ve evimize dönene kadar uslu bir kız ol."
evimiz. bu kelimeyi o kadar iğrenç, o kadar zehirli bir şekilde söylemişti ki midem bulandı.
yalıya vardığımızda beni bileğimden tutup sürüklercesine çalışma odasına götürdü. devasa maun masasının üzerindeki güvenliği artırılmış siyah laptopu açtı. diski taktığında odadaki tek ses bilgisayarın fanının hafif uğultusuydu. arkasında durdum. kollarımı göğsümde bağlamış, ekranı görmeye çalışıyordum.
şifreli bir dosya belirdi. pamir klavyenin üzerinde parmaklarını gezdirdi, birkaç saniye içinde ekran siyah bir komut satırına, ardından da yüzlerce klasörün olduğu bir arşive dönüştü.
ilk klasörü tıkladığında, babamın sadece bir kumarbaz olmadığını, aynı zamanda ne kadar büyük bir yalancı olduğunu anladım.
ekranda pamir’in yalısının, depolarının ve sevkiyat yollarının detaylı krokileri vardı. ama pamir’in yüzündeki maskeyi asıl düşüren bu olmadı. turgut ve babam arasındaki ses kayıtları, banka dekontları... babam bir kumar batağına düşmemişti. turgut tarafından satın alınmış, pamir’in imparatorluğunu içeriden çökertmek için tutulmuş bir ajandı.
ve en kötüsü, listenin en altındaki kırmızı etiketli dosyaydı. dosyanın adı: truva atı.
pamir dosyayı açtığında nefesim boğazımda takılı kaldı. ekranda benim fotoğraflarım vardı. sanat galerisindeki hallerim, evime girip çıkarken çekilmiş gizli karelerim... ve babamın turgut’a gönderdiği o son mesaj:
"kızımı pamir’in zaafı olarak kullanacağız. onu bir borç teminatı gibi önüne atacağım. efsun onun dikkatini dağıtırken, siz yalıya gireceksiniz."
dizlerimin bağı çözüldü. masanın kenarına tutunarak ayakta kalmaya çalıştım. babam... beni bir rehine olarak değil, bir yem olarak pamir’in kollarına kendi elleriyle bırakmıştı. ben bir kurban değildim; ben, haberim bile olmadan pamir’i öldürmek için kurulmuş bir tuzağın tam merkeziydim.
pamir yavaşça ayağa kalktı. yüzünde ne bir öfke ne de bir şaşkınlık vardı; sadece saf, katıksız bir karanlık. bana doğru bir adım attı. kaçmadım. kaçacak gücüm yoktu.
Bu bölümün ilk 15 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları