Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
patlamanın şiddeti kulaklarımda sağır edici bir çınlama bıraktı. lüks ve ihtişamın kalesi olan bu yalı, saniyeler içinde bir savaş alanına dönmüştü. toz bulutu ve yanık kablo kokusu ciğerlerime dolarken, yerdeki soğuk mermere yapışmış halde nefes almaya çalışıyordum.
pamir'in silueti dumanın içinden bir ölüm meleği gibi belirdi. takım elbisesi toza bulanmıştı ama duruşunda zerre kadar panik yoktu. kolumdan tutup beni tek hamlede ayağa kaldırdı. parmakları etime o kadar sert gömülüyordu ki, kemiklerimin kırılacağını sandım.
"yürü," dedi, sesinde patlamaların gürültüsünü bastıran o soğuk otoriteyle. "eğer babanın adamları seni benden önce bulursa, nefes alan bir kurban değil, susturulmuş bir delil olursun."
beni çalışma odasından dışarı, karanlık koridora doğru sürükledi. yalının o kusursuz sessizliği yerini otomatik silah seslerine ve kırılan camların çığlıklarına bırakmıştı. babam beni sadece ateşe atmamış, üzerime benzin dökmüştü. kalbimdeki o son inanç kırıntısı da bu koridorlarda ezilip gitmişti.
merdivenlerin başına geldiğimizde, aşağıdan yukarıya doğru çıkan üç gölge belirdi. turgut'un adamları.
pamir beni hızla duvarın arkasına itti. silahını kaldırdı ve en ufak bir tereddüt yaşamadan tetiği çekti. bir, iki, üç. namludan çıkan ateş karanlık koridoru aydınlatırken, adamların yere yığılma sesleri birbirine karıştı. bu bir çatışma değildi; pamir için bu sadece bir temizlik işlemiydi.
"baban seni iyi yetiştirmemiş efsun," dedi şarjörünü değiştirirken, gözlerini bir an bile karanlıktan ayırmadan. "bir truva atının işi bittiğinde ne olur bilir misin? onu yakarlar. turgut içeride kimseyi canlı bırakmayacak."
"neden beni koruyorsun o zaman?" diye bağırdım, sesim korkudan ve öfkeden titriyordu. "ben bir tuzaksam, bırak öleyim! bırak babamın günahlarının bedelini ödeyeyim!"
pamir bana doğru döndü. silahının namlusu hala sıcakken, namlunun ucunu çenemin altına dayadı. metalin yakıcı sıcaklığı tenimi dağladı ama geri adım atmadım.
"çünkü sen babanın günahı değilsin, sen benim mülkümsün," diye fısıldadı karanlığın içinden. "ve benim olan bir şeyi, o pisliklere yedirmem. sen yaşayacaksın efsun. yaşayacak ve babanın bu ihanetinin bedelini her gün, her gece benim dünyamda nefes alarak ödeyeceksin."
silahı geri çekti ve bileğimi tekrar kavradı. yalının arka tarafındaki gizli çıkışa doğru yönelmiştik ki, köşeyi döndüğümüz an başka bir adamla burun buruna geldik. adamın namlusu doğrudan pamir'in göğsüne doğrulmuştu.
pamir'in silahı diğer elindeydi, adam ondan hızlı davranmıştı.
o an, içimde bir şeylerin koptuğunu hissettim. babamın beni ölüme terk etmesi, bu karanlık ev, burnuma dolan kan kokusu... kurban olmak istemiyordum. babamın veya turgut'un hikayesinde bir dipnot olmayacaktım.
düşünmedim. köşedeki devasa antika vazonun patlamadan dolayı kırılmış büyük, sivri bir parçasını yerden nasıl aldığımı bile hatırlamıyorum. adam tetiği çekmeye hazırlandığı o salisede, kırık cam parçasını bütün gücümle adamın boynuna sapladım.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları