Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Nikolai’in kanı ve beyin dokusu maun masanın üzerindeki kristal viski bardağına saçıldığı an, zaman durmuş gibiydi. Fransız camların patlama sesi kulaklarımı doldururken içeriye peş peşe üç adet flaş bombası fırlatıldı. PAT! PAT! PAT! Kör edici, çiğ bir beyaz ışık çalışma odasını kapladı. Kulaklarımda amansız bir çınlama koptu. Çııııınnn. Görüşüm tamamen sıfırlandı ama reflekslerim beynimden hızlı çalıştı.
Gözlerimi kapatıp sağ elimle Leyla’nın ceketini kavradım, ikimizi de devasa maun masanın arkasına fırlattım. Saliseler sonra odanın tavanından ve kırık camlardan içeri dökülen ağır kalibreli otomatik mermiler masanın kalın ahşabını kağıt gibi yırttı. Tak-tak-tak-tak! Ahşap kıymıkları ve antika tabloların parçaları üzerimize yağdı. m.yigit90’ın kuralı geçerliydi: Kurşun sesini duyuyorsan hala canlısın demektir.
Odaya halatlarla inen siyah çelik teçhizatlı dört adamın bot sesleri mermer zeminde çınladı. Yerde yatan ölü korumalardan birinin yakasındaki telsizden cızırtılı, buz gibi bir ses yükseldi. Bu ses, beş yıl önce Şırnak dağlarında omuz omuza kurşun sıktığım, öldü sanılan **Gölge**’nin sesiydi.
"Kaçacak yerin kalmadı Sinan..." diyordu telsizdeki ses, ürpertici bir soğukkanlılıkla. "Taktiklerini ezbere biliyorum. Şırnak’taki gibi yangın merdivenlerine doğru kıracaksın ama orada adamlarım seni bekliyor. Teslim ol. Ölümün hızlı olsun."
Dudaklarımda kanlı bir tebessüm belirdi. Benim nasıl düşündüğümü bildiğini sanıyordu. Şırnak’taki her ezberimi kaydetmişti. Ama hesaba katmadığı tek şey vardı: Ben artık o eski kurallara göre oynamıyordum.
Yangın merdivenlerine değil, malikanenin altına giden gizli şarap mahzeninin kapısına doğru fırladım. Ezberini bozdum.
Browning ile karanlık mahzen koridoruna iki el körleme sıktım. Dan! Dan! Koridorun sonundaki ilk PMC elemanı göğsüne yediği mermilerle şarap fıçılarına çarparak devrildi. Leyla arkamdan geliyordu ama tam o sırada yukarıdan açılan otomatik ateşin fırlattığı büyük bir beton parçası ve şarapnel Leyla’nın sağ bacağını kesti.
Leyla acı bir çığlıkla yere yığıldı. "Sinan... Bacağım!"
Durdum. Tereddüt etmeden geriye döndüm. Kalan son üç mermiyi arkamızdan gelen korumanın kaskının vizörüne sıktım. Dan! Dan! Dan! Adamın kafası geriye savruldu. Leyla’yı kavrayıp doğrulttum. Onu sırtlayıp mahzenin sonundaki yeraltı garajına giden demir kapıyı sağ ayağımla tekmeyle patlattım.
Garajda çalışan, çalışmaya hazır mat siyah zırhlı bir Mercedes SUV duruyordu. Leyla’yı ön yolcu koltuğuna fırlattım, kendimi sürücü koltuğuna attım. Vitesi geriye çekip gaza sonuna kadar yüklendim. Vııınnn! Zırhlı araç garajın otomatik kepengini parçalayarak Bükreş’in fırtınalı, sisli gecesine fırladı.
Dikiz aynasına baktım. Malikanenin bahçesinden fırlayan iki zırhlı araç, tepe lambalarını yakmadan, birer siyah gölge gibi peşimize takılmıştı. Aracın konsolundaki telsiz ekranı cızırdayarak açıldı. Gölge’nin sesi arabanın hoparlörlerini doldurdu.
"Güzel hamleydi Sinan. Mahzen beklenmedik bir hareketti. Ama Bükreş benim av saham. Yaralı bir kızla bu şehirden çıkışınız yok. Şifreyi ve canını almadan durmayacağım."
Mimar Nikolai’in infazının ardından malikaneye giren "Gölge" lakaplı eski silah arkadaşının özel birliğiyle çatışmaya giren Sinan ve Leyla, şarap mahzenine sığınır. Gölge’nin Sinan’ın taktiklerini ezbere bilmesi kaçışı ölümcül bir satranç oyununa dönüştürür. Leyla’nın bacağından yaralandığı çatışmayı atlatan ikili, malikanenin garajından kaçırdıkları araçla Bükreş sokaklarına fırlar. Ancak arkalarındaki zırhlı araçlar ve geçmişin hayaletleri peşlerini bırakmaz.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Bu bölüm çok heyecanlıydıııı
mükemmel olmusss
Yorum
Yorum bulunamadı.