Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Tarlabaşı’nın dar sokaklarında sabah asla gerçek anlamda aydınlanmaz. Sadece grinin tonları değişir. Tarık’ın verdiği pirinç anahtar, rutubetten şişmiş ahşap kapının paslı kilidinde zorlanarak döndü. Tık.
İçeri adım attığımda burnuma dolan o ağır, küflü hava bana eski günleri hatırlattı. Burası sistemin işlemediği, kameraların kör olduğu yerdi. Yerdeki toz tabakası aylardır buraya kimsenin girmediğini kanıtlıyordu. Sokak lambasının cılız ışığı, panjurların arasından süzülüp ortadaki eski ahşap masayı aydınlatıyordu.
Montumu çıkarıp sandalyenin arkasına fırlattım. Cebimden Tarık'ın verdiği ağır metal parçasını çıkardım. Serin, mat siyah bir çelik. Yıpranmış bir Glock 19. Seri numarası asitle silinmiş, namlusu temiz. Şarjörü çıkardım, mermileri tek tek kontrol ettim. On beş adet dokuz milimetre. Maslak'taki kravatlı pislikleri temizlemek için yeterli miydi? Görecektik.
Silahı masaya, tam elimin uzanabileceği bir noktaya bıraktım ve sırt çantamdan Tarık'ın dükkanından aşırdığım kalın kasalı, izlenemez bilgisayarı çıkardım. Fişini duvardaki tek sağlam prize takıp ekranı açtım.
Ekranda akan yeşil kod satırları, benim avlak alanımdı. Vedat Karaca’nın lojistik şirketinden kopyaladığım o küçük veri kırıntısı, doğru kazıldığında koca bir madene dönüşebilirdi. Aylin’in evinde beni öldürmeye çalışan o temizlik ekibinin bir izi olmalıydı. O adamlar şirketin bordrosunda değildi ama Vedat onlara bir şekilde ödeme yapmak zorundaydı.
"Hadi bakalım, büyük patron..." diye fısıldadım ekrana bakarken. "Kusursuz cinayet yoktur, sadece kötü gizlenmiş hesap özetleri vardır."
Gözlerim acıyana kadar şifreli transferlerin arasında gezindim. Saatler sürdü. Sonunda, ana hesaplardan değil ama şirketin 'araç bakım onarım' giderlerinden her ayın on beşinde düzenli olarak çıkan isimsiz faturalar yakaladım. Faturaların kesildiği yeri haritadan çıkardım: Dolapdere'de merdiven altı bir oto tamirhanesi. Şirket üzerine kayıtlı imza yetkilisinin adı Cemal'di. Aylin'in dairesinde burnumu kıran o soğukkanlı piçin ta kendisi. Vedat’ın gayri resmi sorun çözücüsü.
Bilgisayarın kapağını sertçe kapattım. Masanın üzerindeki Glock'u alıp şarjörü yuvaya oturttum. Şlak. Silahı belime, ceketimin altına yerleştirdim.
Gece yarısını iki saat geçiyordu. Dolapdere'nin egzoz, çürük sarımsak ve motor yağı kokan sokaklarında, yarı açık bir kepengin karşısındaki gölgede dikiliyordum. Tamirhanenin içinden gelen cılız bir radyo sesi ve metal tıkırtıları vardı. Çıraklar çoktan gitmişti. Cemal içeride tek başınaydı, muhtemelen yeni bir "temizlik" işinin faturasını hesaplıyordu.
Sokağı kontrol ettim. İki sokak köpeği dışında kimse yoktu. Sessizce süzülüp yarı açık kepengin altından içeri kaydım.
Dükkan karanlıktı, sadece arkadaki küçük ofis bölmesinin sarı ışığı yanıyordu. Yerdeki yağ birikintilerine ve dağınık motor bloklarına basmamaya özen göstererek ilerledim. Cemal arkası dönük bir şekilde masada oturuyordu. Kulaklık takmıştı.
Zamanlama her şeydir.
Hızlıca ofise daldım. Silahı çekmeme bile gerek kalmadı. Sağ kolumla boynuna arkadan dolanıp nefes borusunu kilitledim. Çırpınmaya başladı. Masanın üzerindeki kahve kupası devrildi, kağıtlar yere saçıldı. Dirseğini mideme geçirmeye çalıştı ama bu kez hazırlıklıydım; dizimi sandalyenin arkasına dayayıp onu kilitledim. Nefessiz kalana, gözleri geriye kayana kadar sıktım.
Sinan, Tarlabaşı'ndaki güvenli eve yerleşip donanımlarını hazırlar. Şirket verilerinde yaptığı derin çapraz inceleme sonucunda, evindeki tetikçinin (Cemal) Dolapdere'de paravan bir oto tamirhanesi işlettiğini keşfeder. Gecenin ilerleyen saatlerinde tamirhaneye tek başına sızan Sinan, Cemal'i gafil avlayarak sert bir kavgaya tutuşur. Acımasız bir sorgunun ardından Aylin'in çoktan öldürüldüğünü ve Vedat'ın tüm suç ağını yönettiği ana sunucuların Maslak'taki plazanın eksi dördüncü katında, "Kör Nokta" adı verilen izole bir odada saklandığını öğrenir. Hedef artık karanlık plazalardır.
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
bildiğin fırtına öncesi sessizlik gibi. Cemal konuştuğu an her şey değişti; Maslak artık sadece bir yer değil, intikamın adresi oldu. Adamın dışarı çıkıp yağmuru içine çekmesi bile “geri dönüş yok” hissi veriyor.
Normalde bu tarz okuyan biri değilim ama Harbili sarıyo beğendimm
Cemali öldürseydi keşke
Yorum
Yorum bulunamadı.