Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Yangın merdivenlerinin çelik basamakları altımızda erircesine sarsılıyordu. Binanın derinliklerinden gelen o boğuk patlama sesleri, beton kolonların birer birer kırıldığını haber veriyordu: GÜÜÜM... GÜÜÜM! Son kata ulaştığımızda, yangın kapısının çelik kilit dilini tek bir tekmeyle patlatıp kendimizi çatıya fırlattık.
Sava Nehri’nden yükselen fırtına ve dikey inen sağanak yağmur anında yüzümüzü kamçıladı. Mat siyah askeri helikopterin devasa pervaneleri havayı bıçak gibi kesiyordu: PAT-PAT-PAT-PAT! Rüzgar o kadar sertti ki gözlerimi kısmak zorunda kaldım. Pistin tam ortasında, elindeki kısa namlulu taktik tüfeğiyle **Gölge** duruyordu. Kaskının vizörünü kaldırmış, yüzündeki o soğuk, hissiz ifadeyle bana bakıyordu.
"Zamanın bitti Sinan!" diye bağırdı, pervanelerin gürültüsünü bastırarak. Namluyu doğrulttu. "Burası Şırnak değil. Buradan sağ çıkan tek bir kişi olacak."
Cevap vermedim. Konuşma vakti Maslak’ta bitmişti. İkimiz de aynı anda tetiğe yüklendik. Tak-tak-tak-tak!
Çatıdaki havalandırma bloklarının arkasına kaydım. Ağır çelik çekirdekli mermiler beton bloğu parçalayarak yüzüme toz ve taş kıymıkları saçtı. Gölge’nin atış disiplinini biliyordum; dörtlü seriler halinde ateş ediyor, her iki atış arasında hedefi sağa yönlendiriyordu. Doktrini asla şaşmazdı. Ama beni yöneten artık bir doktrin değil, sadece hayatta kalma içgüdüsüydü.
Leyla yan taraftaki çelik trafo kulesinin arkasına süzülüp cebindeki yüksek frekanslı sinyal fişeğini helikopterin kokpit camına doğru fırlattı. FIŞŞŞ! Beyaz fosfor ışığı pilotun görüşünü anında kör etti; helikopter dengesini kaybedip çatının kenarına doğru savruldu.
Gölge dikkatini saliseliğine helikoptere çevirdiği an siperden fırladım.
Gölge tüfeğini üzerime çevirmek istedi ama mesafeyi çoktan sıfırlamıştım. Sağ elimle tüfeğin namlusunu yukarı itip boşluğa ateş almasını sağladım. Dan-dan! Sol ayağımla diz eklemine sert bir tekme savurup dengesini bozdum. Yere düşerken çıkardığı askeri bıçağı göğsüme savurdu; başımı milim farkıyla geriye çekip bıçağın boşluğu yarmasını izledim.
İkimiz de ıslak beton zeminde birbirimize kilitlendik. Yüz yüze geldik. Gözlerindeki o kibirli üstünlük duygusu yerini şaşkınlığa bırakmıştı.
"Nasıl..." diye hırıldadı Gölge.
"Sen hala emir alıyorsun," dedim, gümüş Browning’in namlusunu çenesinin altındaki boşluğa saplayarak. "Ben ise sadece kapatıyorum."
Tetiği ezdim. Dan!
Gölge’nin bedeni yağmurla yıkanan pistin üzerine yığıldı. Beş yıllık hesap Belgrad çatısında kapanmıştı.
Tam o sırada fabrikanın ana gövdesi korkunç bir gürültüyle içeri çöktü. ÇÖÖÖKKK! Çatının beton zemini ortadan ikiye yarıldı; kontrolsüz kalan helikopter alevler içinde kalan asansör boşluğuna devrilerek dev bir ateş topuna dönüştü. BOOOOM!
Zemin altımızdan kayıyordu. Zaman sıfıra inmişti.
Leyla’nın elini sımsıkı kavradım. Çatının kenarında duran ve Sava Nehri’ndeki yük mavnalarına uzanan devasa çelik vinç kablolarına doğru koştuk. Hiç tereddüt etmeden kendimizi gecenin karanlığına, nehrin elli metre aşağıdaki siyah ve soğuk sularına bıraktık.
ŞRAAAK!
Nehrin dondurucu suyu bizi yutarken arkamızdaki fabrika kompleksi devasa bir enkaz halinde göğe kızıl dumanlar savuruyordu. Suyun yüzeyine çıktığımızda Sava Nehri’nin akıntısı bizi şehrin ışıklarından uzağa, gecenin güvenli karanlığına doğru çekiyordu. Balkanlar yanmıştı, Gölge düşmüştü. Ama Konsorsiyum’un kalbi hala atıyordu ve biz o kalbi sökmek için durmayacaktık.
Çöken fabrikanın çatısında Gölge ile son kez karşı karşıya gelen Sinan, eski tim arkadaşının tüm askeri taktiklerini boşa çıkararak düelloyu kazanır. Arkalarında alev topuna dönen fabrikayı ve çöken Balkan şebekesini bırakan Sinan ve Leyla, Sava Nehri'nin karanlık sularına atlayarak Konsorsiyum'un bir sonraki merkezine doğru yeni bir sayfa açar.
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Ayyy çok güzeldi ama final olmasiinnn
Yorum
Yorum bulunamadı.