Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Sava Nehri’nin buz gibi akıntısı bizi anafor gibi çevirerek kıyıya doğru sürüklerken, arkamızda yükselen alevlerin kızıl ışıltısı nehir yüzeyini kızıla boyuyordu. Fabrikanın patlama gürültüsü suyun altında bile kulaklarımda boğuk bir çekiç darbesi gibi yankılandı. Akıntıya karşı yüzmek yerine kendimizi nehrin hızına bıraktık. Yüz metre ileride, Zemun bölgesinin ıssız sazlıklarına ve çürümüş ahşap bir iskeleye çarparak karaya tırmandık.
Karanlık sazlıkların arasına serildiğimizde ciğerlerime dolan soğuk hava genzimi yaktı. Leyla yanımda nefes nefese doğruldu. Üzerimizden süzülen çamurlu su siyah çakıllara karışıyordu. Şehirden gelen polis ve itfaiye sirenlerinin tiz sesleri nehrin üzerinden yankılanmaya başladı. Vİİİ-VU-Vİİİ-VU... Belgrad alev alev yanıyordu ama o alevlerin içinde Gölge ve Marko çoktan kül olmuştu.
İskelenin arkasındaki eski, kilitli balıkçı kulübesinin kapısını tekmeleyerek açtık. Leyla fırtına fenerini yakıp masaya koydu. Çantasından çıkardığı o su geçirmez kılıfı açtı; Marko’nun komuta merkezinden söktüğü kripto donanım sürücüsü sapasağlam duruyordu. Leyla cihazı taşınabilir terminaline bağladığı an ekranda binlerce satırlık transfer protokolleri, banka hesapları ve şifreli ses kayıtları akmaya başladı.
"Marko sadece bir köprüydü Sinan," dedi Leyla, ekrandaki yoğun veri akışını takip ederken. Gözleri şaşkınlıkla büyüdü. "Şile’de sızdırdığımız dosyalar, Ankara’daki bürokratlar, Asaf’ın ölümü... Hepsi tek bir merkezden finanse edilmiş. Doğu Avrupa’daki tüm kartel parasını Viyana üzerinden aklayan küresel bir yapı. Başındaki adamın adı kayıtlarda yok, sadece tek bir unvan kullanıyor: 'Küratör'."
Gümüş Browning’in şarjörünü çıkarıp ıslaklığını sildim, mekanizmayı kurulayarak tekrar kilitledim. Şlak. Maslak’taki o ilk pusudan beri peşinde olduğumuz gölgenin gerçek yüzü nihayet görünmüştü.
Tam o sırada ekranda kırmızı bir alarm uyarısı belirdi. Konsorsiyum’un uluslararası sunucularından tüm hücrelere aynı anda tek bir komut satırı gönderilmişti: PROTOKOL SIFIR DEVREDE.
"Paniklediler," dedi Leyla, sesindeki ton ciddileşti. "Şile sızıntısı ve Belgrad’daki çöküş onları tamamen köşeye sıkıştırdı. Küratör geride hiçbir iz kalmaması için kendi adamlarını, aracı bankacılarını ve sahadaki eski hücrelerini infaz etmeye başladı. Kendini korumak için sistemi içeriden temizliyor."
"Küratör nerede?" diye sordum, sesim odadaki fırtına fenerinin çıtırtısı kadar toktu.
Leyla haritayı yakınlaştırdı. "Viyana’da. Ringstrasse üzerindeki tarihi bir özel bankanın yeraltı kasasında. Dondurulan yüz milyonlarca euroluk fiziki altın ve hisse senetlerini kaçırmak için kırk sekiz saatlik bir tahliye operasyonu başlattı. Kriz toplantısı orada yapılacak."
Bekleyecek tek bir saniyemiz bile yoktu. Balıkçı kulübesinden çıktığımızda şafak, Sava ile Tuna nehirlerinin birleştiği o puslu ufukta gri bir çizgi halinde söküyordu.
Nehir boyunca batıya, Avusturya yönüne doğru ilerleyen ağır tonajlı bir ticari yük gemisinin motor uğultusu kıyıya vurdu. Pıt-pıt-pıt...
Gölgenin arkasına sinerek iskeleden geminin arka tahliye merdivenine sessizce sıçradık. Konteynerlerin arasındaki karanlık boşluğa yerleştik. Balkanlar arkamızda bir yangın yeri gibi kalmıştı; önümüzde ise Avrupa’nın kalbinde, o lüks caddelerin ve tarihi binaların altında saklanan asıl canavar bizi bekliyordu.
Sava Nehri’nin dondurucu sularından Zemun kıyısına çıkan Sinan ve Leyla, Marko’nun kripto sürücüsünü analiz ederek Konsorsiyum’un nihai beyni olan "Küratör"ün izine ulaşır. Şile sızıntısı ve Balkanların çöküşüyle köşeye sıkışan Konsorsiyum’un tüm tanıkları temizlemek için "Protokol Sıfır"ı başlattığını öğrenen ikili, Küratör’ün Viyana’daki merkez üssünü basmak üzere bir nehir yük gemisiyle Orta Avrupa’ya doğru yola çıkar.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Mükemmel olmussss
Yorum
Yorum bulunamadı.