Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Kasa dairesinin içi steril bir sessizliğe gömülmüştü. Ağır çelik duvarların, açık duran zırhlı dolapların ve mühürlü diplomatik sandıkların ortasında duran **Küratör**, namlumun ucundaki soğuk çeliğe bakarken bile gözlerini kırpmadı. Yüzündeki ifade bir korkudan ziyade, hesaplamaları bozulan bir satranç ustasının soğuk kibirini taşıyordu. Yavaşça ellerini kaldırdı ama ses tonundaki o aristokratik rahatlık bozulmadı.
"Tebrikler Sinan," dedi akıcı bir tonda. "Maslak’tan buraya kadar bir orduyu devirdin. Ama neyi değiştirdiğini sanıyorsun? Asaf, Tarık ya da o kız... Onlar sistemin çarklarına çomak sokmaya çalışan küçük pürüzlerdi. Bu çarklar yüz yıldır dönüyor, yüz yıl daha dönecek."
Masaya doğru yarım adım attı, önündeki açık duran çelik kurye çantasını işaret etti. "İçinde elli milyon euro değerinde hamiline yazılı senet ve yeni kimlikler var. Şifreyi bana ver, bu odadan çıkın. Yarın sabah Interpol arama bültenleriniz sistemden tamamen silinmiş olur. İstediğiniz ülkede, istediğiniz hayatı yaşarsınız."
Gümüş kabzalı Browning’in namlusunu milim oynatmadım. m.yigit90’ın dünyasında kanın bedeli kağıt parçalarıyla ödenmezdi.
"Biz hayaletiz Küratör," dedim, sesim tonozlu tavanın altında yankılandı. "Ve hayaletlerin paraya ihtiyacı olmaz."
Leyla doğrudan kasanın merkez veri terminaline kancayı taktı. Kripto sürücüyü ana bağlantı yuvasına kilitledi. Küratör’ün masasında duran biyometrik yetki kartını çekip cihaza okuttu. Ekranda devasa bir silme protokolü başladı: SİSTEM SIFIRLANIYOR... TÜM VARLIKLAR AÇIK KAYNAKLI ADLİ AĞLARA AKTARILDI.
Küratör’ün gözlerindeki o sahte kibir ilk kez paramparça oldu. Konsorsiyum’un dünya genelindeki milyarlarca euroluk tüm kara para ağı, offshore hesapları ve paravan şirketleri tek bir tuşla buharlaşıyordu.
"Bunu yapmayacaktınız!" diye tısladı Küratör ve masanın altındaki gizli alarm butonuna bastı.
Odanın sağındaki özel zırhlı asansör kapısı metalik bir hızla açıldı. İçeriden çıkan dört kişilik elit koruma timi daha namlularını kaldırmadan siper aldık. Tak-tak-tak-tak!
Ağır kalibreli mermiler açık duran çelik kasa kapaklarına ve külçe altın sandıklarına çarparak kulakları sağır eden kıvılcımlar saçtı. Kasanın içi bir anda cehennem uğultusuna döndü. Leyla devrilen bir evrak arabasının arkasından iki net atışla öndeki iki muhafızı indirdi. Ben de altın sandığının üzerinden fırlayıp diğer iki korumanın görüş açısını kapattım; Browning’in tetiğini iki kez ezdim. Dan! Dan! Adamlar mermer zemine yapıştı.
Küratör asansöre doğru koşmaya çalıştı ama mesafeyi tek bir hamlede kapattım. Silahın kabzasını ensesine indirip adamı yere mıhladım. Küratör sırtüstü döndü, gözlerinde nihai sonun çaresizliği vardı.
"Maslak, Şile, Belgrad..." dedim fısıltıyla. "Hesap kapandı."
Tetiği son kez çektim. Dan!
Binanın tüm tavanında kırmızı flaşörler yanıp sönmeye, tahliye sirenleri Viyana sokaklarını inletmeye başladı. Vİİİ-VU-Vİİİ-VU... Ringstrasse üzerinden yaklaşan federal polis konvoylarının mavi tepe lambaları sarayın pencerelerinden içeri vuruyordu.
Leyla ana sürücüyü terminalden söktü. Kasanın arkasındaki tarihi drenaj kapısına yöneldik. Paslı demir kapağı kaldırıp şehrin altındaki eski ısıtma galerilerine indik. Dakikalar sonra Donaukanal’ın kıyısındaki karanlık rıhtım kapağından yukarı tırmandık.
Ringstrasse’deki bankanın kasa dairesinde Konsorsiyum’un beyni Küratör ile yüzleşen Sinan ve Leyla, yapılan devasa rüşvet ve uzlaşma teklifini reddeder. Leyla kasanın terminalinden örgütün tüm küresel finansal omurgasını tek hamlede sıfırlarken, Küratör’ün çağırdığı elit korumalarla son bir çatışma yaşanır. Küratör’ü ve korumalarını etkisiz hale getiren ikili, polisin kuşattığı binadan yeraltı tünelleriyle çıkarak Viyana’nın soğuk şafağında nihai özgürlüklerine adım atar.
Bu bölümün ilk 16 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları