Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Alplerin eteklerindeki ahşap kulübenin camına vuran kar taneleri, dışarıdaki karanlık çam vadisini sessiz bir kefen gibi örtüyordu. Şöminede yanan odunların çıtırtısı, kırk sekiz saattir beynimin içinde çınlayan o mermi vızıltılarını ve siren seslerini nihayet bastırmıştı. Maslak’ta açılan, Feriköy’de kanayan, Şile ve Belgrad’da cehenneme dönen o dosya, Viyana’daki kasanın mühürlenmesiyle kapanmış görünüyordu. Ama yeraltında kazanılan zaferlerin ömrü, fırtına öncesi sessizlik kadar kısaydı.
Leyla masanın başındaydı. Önündeki sıcak çay kupasına dokunmamıştı; gözleri yeşil kodların aktığı mini terminal ekranına kilitliydi. Yüzündeki o gergin hatlar bir an bile gevşememişti. m.yigit90’ın refleksleri hiçbir zaman tesadüflere inanmazdı.
"Bir şeyler oturmuyor Sinan," dedi Leyla, sesi şöminenin alevleri arasında soğuk bir rüzgar gibi esti. "Küratör gibi bir adam bu kadar kolay tasfiye edilemez. Viyana’daki o devasa arşiv... Sanki birileri kapıyı bizim için özellikle aralık bıraktı."
Sözünü bitirdiği an, terminalin köşesindeki yeşil sinyal lambası kesik kesik kırmızıya döndü. Dıııt... Dıııt... Dıııt.
Şile’deki tahliye tünelinden sağ çıkan Tayfun’un frekansıydı bu. Ama ekranda rutin bir mesaj yerine tek bir acil durum protokolü belirdi: PROTOKOL KIRMIZI-SIFIR. SİNYAL KESİLDİ. Tayfun’un güvenli hattı harici bir askeri siber müdahaleyle anında çökerilmişti.
Henüz nefes bile alamadan, masanın üzerindeki uydu alıcısı doğrudan bir frekans kilitlenmesiyle kendi kendine açıldı. Hoparlörden mekanik bir cızırtının ardından, kusursuz bir diksiyonla konuşan, yaşını ve kimliğini ele vermeyen karanlık bir ses yükseldi.
"Tebrikler Sinan Erdem. Küratör’ü ve Marko’yu temizleyerek sistemimizin altındaki çürük dişleri bizim yerimize çektiniz. Şile sızıntısı gereksiz kalabalığı süpürmek için kusursuz bir tasfiye aracı oldu."
Gözlerimi masadaki şarjörlere diktim. "Kiminle konuşuyorum?" dedim, sesimdeki buz odayı dondurdu.
"Masayı kuranlarla..." dedi ses, buz gibi bir kibirle. "Küratör sadece kapıdaki bekçiydi. Asıl Konsorsiyum, hiçbir haritada adı geçmeyen o zirvede oturuyor. Şimdi o sahte şafağınızın sonuna geldiniz."
Bağlantı tek bir çıtırtıyla koptu. Cızzt.
Saliseler sonra, kulübenin buğulu pencerelerinden içeriye üç ayrı kızılötesi lazer noktası süzüldü. Lazerler doğrudan göğsümün ve Leyla’nın başının hizasına kilitlendi. Dışarıdaki karlı çam ormanının içinden, paletli zırhlı araçların ve kar motosikletlerinin motor homurtuları yükselmeye başladı: Vııırrr-güm!
Huzur bir yanılsamaydı; savaş bitmemişti, sadece asıl efendilerin sahaya indiği son evresine girmişti.
Leyla masanın altından şarjörleri kavradı. Ben de duvara yaslı duran otomatik tüfeği tek bir hamlede kurdum. Şlak-pat! Göz göze geldik; bu kez hedef sadece hayatta kalmak değil, bu imparatorluğu tepesindeki o asıl gölgeyle birlikte yeryüzünden silmekti.
"Gölgeyi kökünden kazıyacağız Leyla," dedim, namluyu pencerenin karanlığına dikerek. "Son perde şimdi başlıyor."
Viyana fırtınasının ardından sığındıkları sınır kasabasında savaşın bittiğini sanan Sinan ve Leyla, Şile’deki Tayfun’un sinyalinin zorla kesilmesiyle irkilir. Terminale gelen doğrudan bir çağrıyla, Küratör ve Marko’nun sadece harcanabilir piyonlar olduğu ve asıl gölgenin çok daha derinde beklediği ortaya çıkar. Kulübenin kuşatılmasıyla birlikte ikili, hikayeyi 50. bölümde nihai sonuna ulaştıracak en büyük ve en tehlikeli savaşın içine çekilir.
Bu bölümün ilk 15 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Mükemmel olmuss yeni bölümü bekliom heyecanla:)
Yorum
Yorum bulunamadı.