Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Kırmızı lazer çizgileri göğsüme doğru kayarken düşünecek vaktim yoktu. Sol omzumdaki yara cayır cayır yanıyordu. Glock’u sol elime geçirdim ve hedef gözetmeksizin duvardaki sarı renkli yangın söndürme vanasına üç el ateş ettim. Dan! Dan! Dan!
Yüksek basınçlı karbondioksit gazı büyük bir gürültüyle odaya boşaldı. Fısss! Saniyeler içinde göz gözü görmez oldu. Görüş sıfıra inmişti, lazerler ve termal kameralar bu yoğun gaz bulutunun içinde tamamen işlevsizdi. Sunucuların uğultusuna bir de gazın çığlığı eklenmişti.
Karanlığı ve ezberlediğim yer planını kullandım. Adım sesleri yaklaştı. İlk siluet önümden geçerken Glock'un kabzasını ensesine indirdim. Adam ses çıkaramadan yığıldı. Diğeri susturuculu silahıyla körleme ateş açtı ama çok geçti; sesin geldiği yöne kalan son iki mermimi sıktım. Tok bir düşme sesi geldi. Yerde yatan adamın kemerinden VIP asansör kartını çekip aldım. Şarjörüm boştu. Silah artık sadece bir demir parçasıydı.
Asansörün aynasındaki adama baktım. Üstüm başım toz, kan ve ter içindeydi. Gömleğimin sağ kolunu dişlerimle yırtıp sol omzuma sıkı bir turnike attım. Acı beni diri tutuyordu. Asansör en üst kata, Vedat Karaca’nın krallığına çıkarken plazanın ışıkları dalgalanmaya başladı. Tarık'ın dijital bombası patlamıştı.
Dınnn. Asansörün kapıları açıldı.
Kat panik içindeydi. Telefonlar acı acı çalıyor, bilgisayar ekranlarında kırmızı uyarılar yanıp sönüyordu. Limanlardaki tırlar durmuş, banka hesapları bloke edilmiş, rüşvet listeleri emniyetin ve basının sunucularına çoktan düşmüştü. Vedat’ın yıllarca ilmek ilmek ördüğü o görünmez duvarlar saniyeler içinde un ufak oluyordu.
Koridorun sonundaki devasa, cam kaplı ofise daldım. Vedat Karaca masanın arkasındaydı. Elinde siyah bir evrak çantası vardı, helikopter pistine çıkmaya hazırlanıyordu. Beni görünce donakaldı. Yüzündeki o kibirli, steril maske tamamen düşmüştü. Karşısında sadece öfkeli ve kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir adam görüyordu.
"Bitti Vedat," dedim, sesim nefes nefese olmama rağmen buz gibiydi. "Hesap kapandı."
Vedat masanın çekmecesinden parlak bir toplu tabanca çıkardı. Üzerine atıldım. Bu filmlerdeki gibi estetik, koreografili bir dövüş değildi. İki yorgun adamın çirkin ve vahşi savaşıydı. Boş Glock'u yüzüne fırlattım. Silah alnında patlarken hamle yaptım, birlikte devasa cam masanın üzerine devrildik.
Cam büyük bir gürültüyle tuzla buz oldu. Şangır! Yerde, cam kırıklarının üzerinde birbirimizin gırtlağına sarıldık. Sol omzum koptu sandım ama durmadım. Sağ yumruğumu bütün gücümle çenesine geçirdim. Kafası mermer zemine çarptı. Tabanca elinden fırlayıp odanın köşesine yuvarlandı. Üzerine çöktüm, yakasını kavradım.
Yüzü kan içindeydi. Gözlerinde ilk defa ölüm korkusunu gördüm. "Beni öldürürsen... Asla kurtulamazsın," diye hırıldadı.
Dudaklarımda acı bir tebessüm belirdi. Arkasındaki dev plazma ekrana işaret ettim. Ekranda, paralarını akladığı Balkan kartellerinin hesaplarının patladığına dair canlı akışlar vardı. Bütün dünya onun kim olduğunu görüyordu.
Sinan, eksi dördüncü kattaki kapanda gaz sistemini patlatarak özel güvenlik ekibini kör eder ve karanlıktan faydalanıp yukarı tırmanır. Dijital bombanın devreye girmesiyle Maslak’taki plazada büyük bir kaos başlar. En üst kata ulaşan Sinan, kaçmaya hazırlanan Vedat Karaca ile cam ofiste kemik kıran, çiğ bir kavgaya tutuşur. Onu öldürmek yerine tüm dünyada patlayan ifşaat ekranını gösteren Sinan, çöken imparatorluğunun ortasında bıraktığı Vedat'ı arkasında bırakarak yağmurlu bir İstanbul sabahında gözden kaybolur.
Bu bölümün ilk 13 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları