Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
Yağmur, plazanın o yüksek tavanlarından süzülen kanı temizleyebilirdi ama sol omzumdaki o dipsiz acıyı söküp atamazdı. Yürürken her adımda sol tarafımdan aşağı sıcak bir sızıntının indiğini hissediyordum. Turnike dayanmıyordu. Görüşümün kenarları yavaş yavaş kararıyordu. Kan kaybediyordum ve bu şehirde gidebileceğim tek bir resmi hastane bile yoktu.
Taksiye binmedim. Koltukları kana bulamak, arkamda bir DNA izi ve beni doğrudan polise ihbar edecek bir tanık bırakmak demekti. Metroya da binemezdim; kameralar yüzümü saniyeler içinde fişlerdi. Mecburen arka sokaklara, gölgelerin arasına sığındım. Kendimi Kurtuluş’un dik ve köhne yokuşlarından birine attım. Hedefim, eski bir askeri cerrah olan Doktor rütbeli Nuri’nin bodrum katındaki dairesiydi.
Kapıyı kırarcasına çaldım. Küt. Küt. Küt.
Nuri kapıyı aralayıp beni gördüğünde hiç soru sormadı. Sadece yakamdan tutup beni içeri çekti ve arkamdan üç kilidi birden çevirdi. "Yine bir pisliğe bulaşmışsın Sinan," dedi yorgun bir sesle. Beni salondaki o muşamba kaplı masaya yatırdı.
Narkoz yoktu. Nuri’nin böyle işler için uyuşturucu stoğu bulundurması yasaktı, benim de kaybedecek vaktim yoktu. Ağzıma temiz bir bez parçası tıktı. "Isır," dedi.
Bu bölümün ilk 6 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Devamı gelir mi?