Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
Doktor Nuri’nin bodrum katındaki dairesinden çıktığımda sokaklar henüz tam uyanmamıştı. Kurtuluş’un puslu sabahında hava keskin bir is kokuyordu. Belimdeki Glock ağır ve tamamen boş bir demir yığınından ibarettir. Sol omzumdaki dikişler sızlıyordu. Kurtuluş Caddesi’ne çıkıp Taksim yönüne yürümeyi düşündüm ama sokağın başındaki o gri, plakasız Fiat Egea’yı gördüğüm an durdum.
İçeride iki kişi vardı. Takım elbiseli değillerdi; üzerlerinde ucuz montlar, altlarında işçi botları vardı. Dikkat çekmemek için her şeyi yapmışlardı ama profesyonel göz yanılmazdı. Dikiz aynasına bakışları, çevre kontrolü... Bunlar Vedat’ın paralı adamları değildi. Bunlar, sızdırdığım dosyaların ulaştığı o Ankara hattının pisliğini temizlemeye gelen sahra operasyon elemanlarıydı.
Beni fark ettiklerini anladığım an ana caddeye çıkmaktan vazgeçtim. Oraya çıkarsam sırtıma iki el sıkıp bir arabaya atar, beni kimsenin bulamayacağı bir çukura gömerlerdi. Sağa saptım. Kurtuluş’un dik, birbirini kesen labirent gibi dar sokaklarından aşağıya, Feriköy’e doğru koşar adım inmeye başladım. Egea arkamdan yavaşça hareketlendi. Takiptelerdi.
Boş silahla açık alanda yakalanırsam ölürdüm. Onları kendi seçtiğim, kameraların olmadığı tekinsiz bir araziye çekmek zorundadır. Feriköy Mezarlığı’nın paslı demir kapısını gördüğümde tereddüt etmedim. Kendimi içeri attım.
Bu bölümün ilk 5 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yine iyi yazmışsın :) bayıldım ☺️