Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
Arkamdan sıkılan iki kör kurşun selvi ağaçlarının kabuklarını patlatırken durmadım. Feriköy Mezarlığı’nın çamurlu patikalarından sıyrılıp, arka taraftaki yıkık taş duvardan caddeye atladım. Sol omzumdaki sızı artık kolumu tamamen uyuşturmuştu. Zamanım yoktu. Ara sokaklardan birinde, tentesi yırtık eski bir kurye motosikleti gözüme çarptı. Canik'in namlusunu kontağa sokup sertçe kanırttım, kabloları çekip birbirine sürttüm. Vınn. Motor tekmeleyerek çalıştı.
Kask falan yoktu. Şişhane yokuşundan aşağı, Karaköy’e doğru son sürat sürerken soğuk yağmur damgaları yüzüme iğne gibi batıyordu. Tarık’ı o piçlerin elinde bırakamazdım. O adam benim bu şehirdeki son bağımdı, son sığınağımdı. Eğer ona bir şey olursa, bu hikayede benden geriye sadece bir ceset kalırdı.
Perşembe Pazarı. Kepenkleri yarıya kadar inmiş hırdavatçı dükkanının tam karşısında, o lanet olası gri Fiat Egea çalışır vaziyette bekliyordu. Egzozundan çıkan beyaz duman yağmurlu havaya karışıyordu. Ana kapıdan girmek intihardı. Motoru iki sokak arkada bırakıp dükkanın arkasındaki dar mal kabul boşluğuna süzüldüm. Duvara monte edilmiş paslı su borusuna tutunarak çatıya tırmandım. Eski, sac havalandırma kapağını sessizce kanırtıp kendimi dükkanın asma katındaki karanlığa bıraktım.
Bu bölümün ilk 4 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları