Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Premium Kitaplar
Söz bitti. Mermiler başladı. Otomatik silahların çıkardığı o cehennem gürültüsü kepengi kağıt gibi yırttı. Raflardaki tiner tenekeleri, boya kutuları delik deşik oldu. Havaya keskin, kimyasal bir koku ve binlerce metal kıvılcımı saçıldı. Tarık’la birlikte ağır döküm tezgahının arkasına kapandık. Mermiler başımızın hemen üstündeki demir bloklara çarpıp zengin melodiler çıkarıyordu. Çınn. Çınn. Tang.
"Buradan düz çıkamayız!" diye bağırdım gürültünün arasında. Sol omzumdaki acı her saniye beynimi tırmalıyordu.
Kahramanlık masallarda olurdu. Gerçek hayatta mermi adamı delerdi. Tezgâhın altındaki büyük oksijen tüpünü gördüm. Vanasını sonuna kadar açtım. Gazın çıkış sesini duydum. Cebimdeki pürmüzü çakıp tüpün ağzına fırlattım ve Tarık’ın üzerine kapandım. İki saniye sonra dükkanın ön tarafı büyük bir gürültüyle patladı. GÜM!
Kepenk dışarı doğru fırlarken, sokaktaki adamların çığlıkları ve alevlerin çıtırtısı duyuldu. Bu bize en fazla üç dakika kazandırırdı. Ofis duman altı olmuştu.
Tarık öksürerek doğruldu. Yüzündeki kan dumanla birleşip siyaha dönmüştü. Ağır torna tezgahının arkasındaki paslı metal plakayı işaret etti. "Karaköy’ün altı boştur evlat," dedi nefes nefese. "Eski hanların altı hep dehlizdir. Bizans’tan kalma."
Bu bölümün ilk 6 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları