Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
o rutubetli arka bahçeden nasıl koşarak çıktığımı, otobüse nasıl bindiğimi ve eve nasıl geldiğimi inanın hiç hatırlamıyorum. beynim tamamen uyuşmuştu. sanki biri göğüs kafesimi yarmış, kalbimi söküp almış ve üzerine basıp ezmiş gibi hissediyodum.
odama girip kapıyı arkamdan kilitlediğim an, sırtımı kapıya yaslayıp yere çöktüm. ve işte o zaman, içimde tuttuğum o devasa çığlık koptu.
ellerimle ağzımı kapatarak, annem duymasın diye sessiz sessiz ama hıçkıra hıçkıra ağladım. kendime okadar çok kızıyodum ki! "nasıl inandım ya?" diye fısıldadım kendi kendime dizlerimi kendime çekip. "o buz gibi bakan okyanus gözlerin içinde bi kalp olduğuna nasıl inandım? ben ne kadar aptal, ne kadar ezik bi kızım!"
gözümün önüne onun kütüphanedeki o korumacı tavrı, revirde alnıma dokunan sıcak parmakları, partideki o siyah takımıyla bana bakışı geliyodu... hepsi bi yalan! hepsi vadi koleji'nin o iğrenç hiyerarşisinde oynanan bi oyunun parçası!
bütün gece o soğuk zeminde ağladım. ta ki göz pınarlarımda tek bi damla yaş kalmayana kadar.
sabah uyandığımda güneş çoktan doğmuştu. yerden yavaşça kalkıp aynanın karşısına geçtim. gözaltlarım morarmış, gözlerim ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. acınası haldeydim. tam da cenk'in, alara'nın ve o pislik ege'nin görmek isticeği o yıkık dökük, kalbi kırık 'burslu' kızdım.
elimi musluğa atıp yüzüme buz gibi suyu çarptım. bi kere. iki kere. üç kere.
başımı kaldırıp aynadaki kıza tekrar baktım. "hayır," dedim dişlerimi sıkarak. "onlara bu zevki vermiycem. sen ağlıycak, başını yere eğicek bi kız deilsin melis. sen ege'nin iddia malzemesi deilsin."
dolabımdan o nefret ettiğim formayı çıkardım ama bu sefer farklı giydim. gömleğin yakasını biraz açık bıraktım, eteği bi tık yukarı çektim. her zaman at kuyruğu yaptığım saçlarımı serbest bırakıp dalgalandırdım. gözaltlarımdaki morlukları kapatıcıyla gizleyip, gözlerime keskin siyah bi eyeliner çektim. dudaklarıma da hafif kırmızı bi parlatıcı...
aynadaki kız artık o sessiz, mütevazi melis deildi. o, intikam ateşiyle yanan bi serseriydi.
"oyun bitti ege," diye fısıldadım aynaya bakarak. "şimdi benim kurallarım başlıyo."
okulun kapısından içeri adım attığım an, cenk'in o iğrenç çenesini kapalı tutmadığını anladım. koridordaki herkes, ama herkes bana bakıyodu. dünkü o sessizlik falan yoktu, resmen arı kovanı gibi uğulduyodu etraf.
"duydun mu? ege iddiaya girmiş bunun için." "yazık ya, kız da harbi aşık olmuş piskopata." "alara duyunca kahkaha krizine girmiş diyolar."
gözlerimi devirdim. çenemi havaya dikip, sırtımı dimdik tutarak omuz omuz kalabalığı yara yara yürümeye başladım. kimseden gözlerimi kaçırmıyodum. benim onlara o yıkılmaz, kendinden emin bakışımı görenler fısıldaşmayı kesip yollarını deiştiriyodu.
dolabımın önüne geldiğimde onu gördüm.
Ege.
sırtını benim dolabıma yaslamıştı. ama bu... bu ege deildi sanki! o her zaman mükemmel duran, jilet gibi giyinen çocuk gitmişti. gömleği buruş buruştu, kravatı tamamen çıkmıştı, saçları darmadağınıktı. gözaltları benimkinden bile daha mordu, sanki bütün gece hiç uyumamış gibiydi. yüzünde, cenk'le kavga ederken aldığı bi sıyrık vardı.
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Laa üzme egeyi yazarr
Yorum
Yorum bulunamadı.