Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
alara'ya kantinde verdiğim o ayardan sonra günün geri kalanı nispeten sakin geçti. yani, insanlar benden köşe bucak kaçtığı için fiziksel olarak sakindi ama kafamın içi resmen bi savaş alanıydı.
ege'nin o köşedeki masadan bana bakan yıkık dökük hali gözümün önünden gitmiyodu bi türlü. "acımıycaksın melis," diye fısıldadım kendi kendime son dersin zilini beklerken. "o sana acımadı. seni iddia malzemesi yaparken hiç acımadı."
son dersimiz tarihti ve hoca beni her zamanki gibi 'çalışkan burslu' olarak kullanmaya karar verdi.
"melis'cim," dedi hoca şirin gözükmeye çalışarak. "şu bodrum katındaki arşiv odasına inip bana 19. yüzyıl haritalarının olduğu kırmızı dosyayı getirir misin? kilitli deildir kapı."
"tabi hocam," deyip sıramdan kalktım.
bodrum katına inen merdivenler hep ürkütücü olmuştur. florasan lambalar pır pır ediyo, etraf rutubet kokuyodu. arşiv odasının o ağır, paslı demir kapısını iterek içeri girdim. içerisi zifiri karanlıktı ve inanılmaz soğuktu.
elimle duvardaki elektrik düğmesini aradım ama bulamadım. "harika," diye mırıldandım. "tam bi korku filmi klişesi. şimdi arkamdan katil falan çıkıcak."
telefonumun fenerini açıp kırmızı dosyayı aramaya başladım. en arka raflara doğru ilerlemiştim ki...
GÜÜÜM!
odanın o ağır demir kapısı öyle bi şiddetle kapandı ki, tozlar havalandı. korkuyla yerimde sıçradım. hızla kapıya koşup kulpu indirmeye çalıştım.
inmiyodu.
"hey!" diye bağırdım kapıyı yumruklayarak. "kim var orda? açın şu kapıyı! komik deil!"
dışardan kilitlenme sesi geldi. şıklak. muhtemelen cenk veya alara'nın yalakalarından biri beni takip etmişti ve buraya kilitlemişti. pislik yılanlar!
"açın diyorum!" diye bağırdım ama sesim o kalın duvarlardan dışarı çıkmıyodu eminim. telefonuma baktım. sıfır çekiyodu. bodrum katında şebeke yoktu!
korkudan nefesim hızlanmaya başladı. karanlık ve kapalı alan fobim yoktu ama burası gerçekten çok boğucuydu. sırtımı kapıya yaslayıp yavaşça yere çöktüm. "sakin ol melis," dedim kendi kendime. "biri illaki seni bulucak."
tam o an... karanlığın içinden, odanın en uzak köşesinden bi ses geldi. bi hışırtı.
kalbim anında ağzıma geldi. "k-kim var orda?" diye seslendim titreyen bi sesle. telefonun fenerini o köşeye doğru tuttum.
tozlu kutuların arasında, yerde bi karaltı vardı. ışık yüzüne vurduğunda nefesim boğazımda tıkılı kaldı.
Ege.
ellerini dizlerine sarmış, kafasını bacaklarına gömmüştü. fenerin ışığı gözünü alınca yavaşça kafasını kaldırdı. okyanus gözleri karanlıkta bile parlıyodu ama okadar... okadar boş, okadar cansız bakıyodu ki.
benim o ezip geçtiğim vadi koleji kralı, bu zifiri karanlık arşiv odasında, yerlerde oturuyodu. herkesten, herşeyden kaçıp buraya saklanmıştı.
"s-senin ne işin var burda?" dedim ayağa fırlayarak.
gözlerini kıstı. ayağa kalkmadı. "sana da merhaba burslu," dedi sesi okadar kısık ve pürüzlüydü ki, sanki günlerdir konuşmuyomuş gibiydi. "sanırım artık ikimiz de bu okulun çöplüğüne aitiz."
Bu bölümün ilk 25 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Vjnm
Yorum
Yorum bulunamadı.