Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
ege'nin büyük ve sıcak eli elimi sımsıkı kavramışken, vadi koleji'nin o bitmek bilmeyen uzun koridorlarında yürüyoduk. her adımımızda, sanki yere basmıyo da bulutların üzerinde süzülüyo gibi hissediyodum.
ama etrafımızdaki hava tam bi kaostu.
ders zili çalmıştı ama kimse sınıflara girmemişti. bütün öğrenciler koridorda ikiye ayrılmış, bize yol açmıştı. herkezin gözü, birbirine sımsıkı kenetlenmiş ellerimizdeydi. fısıldaşmalar okadar yükselmişti ki arı kovanının içindeymişiz gibi uğulduyodu etraf.
ege ise... o yemin ederim bi tanrı gibi yürüyodu. omuzları dik, çenesi kasılmış, okyanus gözleriyle etrafa öyle ölümcül, öyle 'bize laf edeni yakarım' bakışları atıyodu ki, kimse göz göze gelmeye bile cesaret edemiyodu.
tam merdivenlere gelmiştik ki, cenk ve tayfasıyla karşılaştık. cenk'in gözü anında birleşen ellerimize kaydı. yüzü resmen kireç gibi oldu. ege adımlarını zerre kadar yavaşlatmadı, aksine elimi daha da sıkı tuttu ve cenk'e omuz atarak yanından geçip gitti. cenk sendeledi ama tek kelime edemedi.
krallığını benim için yıkmıştı ve şimdi o harabelerin üstünde benimle el ele yürüyodu.
okulun ana kapısından çıktığımızda temiz hava ciğerlerime doldu. ege beni direk o siyah camlı porsche'una doğru götürdü. yolcu kapısını açıp binmemi bekledi.
"dersler bitmedi," diye mırıldandım ama sesimde hiç itiraz yoktu yalan yok.
"sence şuan ikimizin de o lanet olası dersleri çekicek hali var mı?" dedi o çarpık gülüşüyle. "bin hadi. biraz nefes almamız lazım."
arabaya bindim. o da direksiyona geçti. radyoyu açtı ama bu sefer o melankolik, boğucu şarkılar deil, daha ritmik, daha umutlu bi şarkı çalıyodu. arabayı çalıştırıp okulun o kasvetli demir kapılarından hızla uzaklaştı.
camdan dışarıyı izlerken midemdeki o kelebekler resmen amigoluk yapıyodu. ellerime bakıyodum, az önce onun tuttuğu elim hala alev alev yanıyodu.
yarım saatlik bi sessiz ve huzurlu yolculuğun ardından, araba istanbul'un tepelerinden birinde, denizi ve bütün şehri ayaklar altına alan çok sessiz, ağaçlık bi uçurum kenarında durdu.
arabayı stop etti. ikimiz de hemen inmedik. arabanın içindeki o sessizlik, o baş döndürücü parfüm kokusu... yemin ederim sarhoş ediyodu insanı.
"o odada..." diye söze başladı ege boğuk bi sesle. ellerini direksiyona yaslamış, denize doğru bakıyodu. "o arşiv odasında sana söylediğim herşey gerçekti melis. ben o iddiayı o gün, o kütüphanede seni kucağımda tuttuğum an kaybettim."
başını yavaşça bana çevirdi. okyanus gözlerindeki o karanlık gitmiş, yerine bahar güneşi gibi parlayan o altın rengi hareler gelmişti.
"senden çok özür dilerim," dedi sesi titreyerek. "sana o ilk günkü o aptal, o bencil ege'yi unutturmak için ömrümün sonuna kadar uğraşıcam. affetmen için ne gerekiyosa yapıcam."
ona doğru döndüm. emniyet kemerimi çözdüm. artık ondan kaçmıycaktım, kendimi kandırmıycaktım.
Bu bölümün ilk 19 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları