Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
pazartesi sabahı vadi koleji'nin o kasvetli demir kapısından içeri girerken, midemde koca bi taş oturuyodu sanki. ege'yle o depoda aldığımız kararın, o "okulda iki yabancı olucaz" sözünün ağırlığı şimdiden omuzlarıma çökmüştü.
kendi kendime yapabilirim demiştim. onun okyanus gözlerindeki o çaresizliği gördükten sonra, onun için her şeye katlanırdım. ama uygulaması... ah, uygulaması yemin ederim işkence gibiydi.
koridorda yürürken, o meşhur kalabalık uğultu aniden kesildi. her zaman olduğu gibi, kralların girişi sessizlikle karşılanıyodu.
kapıda o belirdi.
Ege.
üzerinde okul forması jilet gibiydi. siyah ceketi, hafif gevşetilmiş kravatı... dudağının kenarındaki o patlak ve elmacık kemiğindeki hafif morluk tamamen geçmemişti ama ona öyle tehlikeli, öyle 'bulaşılmaz' bi hava katmıştı ki, kızların fısıldaşmaları anında başladı.
bana doğru yürüyodu. kalbim göğüs kafesimi döverken nefesimi tuttum. okyanus gözleri benimkilerle kesişti... ve zerre kadar duygu kırıntısı göstermedi. bomboş, buz gibi, koca bi hiçlik.
yanımdan geçerken adımlarını bi milim bile yavaşlatmadı. siyah ceketinin kumaşı hafifçe benim omuzuma sürtündü, o kadar. burnuma o tanıdık, baş döndürücü parfüm kokusu doldu ama kendisi bi yabancı gibi yanımdan geçip gitti.
gözlerimin dolmasını engellemek için tırnaklarımı avuç içime batırdım. "rol yapıyo melis," diye fısıldadım içimden. "senin için, ikiniz için rol yapıyo."
öğle arasında kantin resmen bi karnaval havasındaydı. çünkü cenk ve alara istediklerini almışlardı. ege'nin babasının tehdidi işe yaramış, ege'yi o masaya, "Dörtlü"nün o iğrenç dünyasına geri döndürmüştü.
boş bi masaya geçip onları izledim. ege o meşhur masanın en başında oturuyodu. ama cenk'le veya alara'yla tek kelime etmiyodu. önüne bakıyo, kahvesiyle oynuyodu. bedeni ordaydı ama ruhu sanki kilometrelerce uzaktaydı.
alara o iğrenç tiz sesiyle kıkırdayıp ege'nin koluna dokunmaya kalktı.
ege anında okadar sert bi şekilde kolunu çekti ve alara'ya öyle ölümcül, öyle iğrenerek bi bakış attı ki, alara elini ateşe değmiş gibi geri çekmek zorunda kaldı. ege onlara boyun eğmişti belki ama onlardan iğrendiğini gizleme zahmetine bile girmiyodu.
o sırada ege kafasını yavaşça kaldırdı. gözleri kantinin öbür ucundaki beni buldu. sadece bi saniye, yemin ederim sadece bi saniye sürdü o bakış. ama o buz gibi maskenin altından bana 'dayan güzelim' diyen o adamı gördüm.
son derse girmeden önce kitaplarımı almak için dolabıma gittim. kapağı açtığımda, fizik kitabımın üzerine sıkıştırılmış, siyah, katlanmış küçük bi kağıt parçası düştü yere.
kağıdı alıp hızla açtım. ege'nin o keskin, asi el yazısıyla sadece üç kelime yazıyodu:
"üçüncü kat. eski kimya laboratuvarı. şimdi."
nefesim boğazımda düğümlendi. kağıdı avucumda ezip cebime attım ve etrafıma bakındım. kimse beni izlemiyodu. adımlarımı hızlandırarak merdivenlere yöneldim.
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Yaaa bir günde bitiriyorum son 2 bölümün bitmesinnn😫😫😓😓😪😪😭😭😭
Yorum
Yorum bulunamadı.