Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
yerdeki telefonumun çatlak ekranında parlayan o fotoğraf, bütün hayatımızın, hayallerimizin ve ege'nin kurduğu o incecik koruma kalkanının paramparça oluşunun resmiydi.
zaman durmuştu sanki. nefes alamıyodum. spor salonunun o tozlu havası ciğerlerime batıyodu. "ege..." diye fısıldadım sadece. sesim okadar titriyodu ki kelime boğazımda yırtıldı resmen.
ege'nin gözleri telefonun ekranından ayrılıp benim yüzüme kitlendi. okyanus gözlerinde ilk defa bu kadar büyük, bu kadar saf bi dehşet görüyodum. ama o dehşet saniyeler içinde yerini ölümcül bi öfkeye bıraktı. çenesindeki kaslar seğiriyodu, boynundaki damarlar belirginleşmişti.
"kahretsin," diye tısladı dişlerinin arasından. elleriyle saçlarını çekiştirdi. "KAHRETSİN!"
duvara öyle bi yumruk attı ki, eski sıva parçaları yere döküldü. korkuyla yerimde sıçradım.
"baban..." dedim yutkunarak. gözyaşlarım benden izinsiz akmaya başlamıştı. "o adam bu fotoğrafı görücek ege. bursum... annemin işi..."
ege anında bana döndü. duvara attığı yumruklu elini umursamadan gelip yüzümü avuçladı. elleri titriyodu ama bana dokunuşu okadar narindi ki.
"sana hiçbişey olmıycak," dedi gözlerimin içine baka baka. sesi kesin ve emrediciydi. "annene de, sana da kimse dokunamıycak. anladın mı beni? o adamın size zarar vermesine izin vermiycem!"
"ama nasıl?" diye hıçkırdım. "herkes gördü! bütün okul biliyo artık!"
ege eğilip yerdeki telefonumu aldı, çatlak ekrana son bi kez iğrenerek bakıp cebine attı. kendi telefonunu da kapattı. sonra elimi okadar sıkı, okadar sarsılmaz bi şekilde kavradı ki.
"artık saklanmak yok," dedi karanlık bi sesle. "o yılanlar savaş istiyolarsa, onlara cehennemi vericem. yürü."
beni peşinden sürükleyerek soyunma odasından çıkardı. koridora adım attığımız an o sağır edici uğultuyu duyduk. bütün okul koridorlara dökülmüştü. herkesin elinde telefon, herkes fısıldaşıyo, bağırışıyodu.
biz köşeyi dönüp ana koridora çıktığımız an... ölüm sessizliği oldu.
yüzlerce göz aynı anda bizim birleşmiş ellerimize kaydı. kimse inkar etmemizi, ellerimizi ayırmamızı bekliyodu heralde. ama ege tam tersini yaptı. parmaklarını parmaklarıma daha da sıkı kenetledi. omuzlarını dikleştirdi ve o meşhur vadi koleji kralı duruşuyla, ama bu sefer yanında benimle beraber kalabalığın ortasından yürümeye başladı.
kimse önümüzde durmaya cesaret edemiyodu, herkes deniz gibi ikiye yarılıyodu.
ve koridorun tam ortasında, o beklenen iğrenç yüzlerle karşılaştık.
cenk ve alara.
alara'nın yüzünde o iğrenç, zafer kazanmış sinsi gülüş vardı. elinde telefonuyla bize bakıyodu. cenk ise kollarını kavuşturmuş, "işiniz bitti" der gibi sırıtıyodu.
ege adımlarını yavaşlattı ve tam onların önünde durdu. kalbim boğazımda atıyodu.
"ne o ege?" dedi cenk alaycı bi sesle. "babacığına yakalanmadan önceki son gösteriniz falan mı bu? fotoğraf baya sanatsal çıkmış bu arada."
ege'nin okyanus gözleri okadar karanlık, okadar boş bakıyodu ki, cenk'in sırıtışı yavaşça solmaya başladı. ege elimi bırakmadan, sadece tek bi adım öne çıktı. cenk'le aralarında milimler kalmıştı.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Aşkom bayıldım
Yorum
Yorum bulunamadı.