Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
gözlerimi açtığımda, odanın içine dolan o yumuşak sabah güneşi ahşap zeminle birleşip içeriyi sıcacık bi renge boyamıştı. ama beni asıl ısıtan şey güneş deildi.
belime sımsıkı sarılmış, yüzünü boynuma gömmüş ve düzenli nefesler alan ege'ydi.
kıpırdamaya korkarak yavaşça başımı çevirdim. uyurken okadar masum, okadar huzurlu görünüyodu ki... vadi koleji'nin o korkulan, duvarları olan, her şeye nefretle bakan kralından eser yoktu. sadece uzun, siyah kirpikleri, dağınık saçları ve yüzündeki o yorgun ama dingin ifade vardı.
elimi yavaşça saçlarına götürüp o yumuşak siyah tutamlarla oynamaya başladım. dudaklarımda engel olamadığım şapşal bi gülümseme vardı. dünkü yorgunluktan, o bütün haftanın stresinden sonra bu dağ evinin sessizliği bize resmen ilaç gibi gelmişti.
yaklaşık yarım saat onu sadece izledikten sonra, midemin guruldamasıyla yavaşça kollarının arasından sıyrıldım. ege uykusunda mırıldanıp boşlukta beni aradı ama yastığa sarılıp uyumaya devam etti.
yataktan kalkıp ege'nin dün gece sandalyeye fırlattığı o siyah, bol tişörtünü üzerime geçirdim. tişört dizlerime kadar geliyodu ve buram buram onun o baş döndürücü parfümü kokuyodu. ahşap merdivenlerden çıplak ayakla, sessizce aşağı indim.
mutfağa geçip kahve makinesini çalıştırdım. kahve kokusu yavaş yavaş bütün evi sararken, dünden beri dikkatimi çeken ama incelemeye fırsat bulamadığım o büyük ahşap kitaplığa doğru yürüdüm.
kitaplıkta eski klasik romanlar, bikaç plak ve alt rafta, üzeri hafif tozlanmış ahşap bi kutu vardı. kutunun hemen yanında da ters çevrilmiş bi fotoğraf çerçevesi duruyodu.
merakıma yenik düşerek çerçeveyi elime aldım ve yavaşça çevirdim.
fotoğrafta genç, inanılmaz güzel bi kadın vardı. okyanus mavisi gözleri, tıpkı ege'ninkiler gibiydi ama onda karanlık deil, sadece kocaman bi yaşam enerjisi vardı. kucağında tahminen üç-dört yaşlarında, siyah saçlı küçük bi erkek çocuğu tutuyodu. çocuk kameraya o meşhur, çarpık ege gülüşüyle bakıyodu.
"annesi..." diye fısıldadım kendi kendime. parmağımı fotoğrafın üzerinde gezdirdim.
"bu evi o dekore etmişti,"
arkamdan gelen o boğuk, uykulu sesle irkilip hızla arkamı döndüm.
ege, merdivenlerin başında duruyodu. altında sadece gri eşofman altı vardı, üstü çıplaktı ve saçları darmadağındı. gözlerini ovalayarak yanıma doğru geldi.
"özür dilerim," dedim çerçeveyi hemen yerine bırakmaya çalışarak. "karıştırmak istememiştim, sadece-"
ege ellerimi tutup beni durdurdu. çerçeveyi benim elimden alıp kendi elleri arasında uzun uzun baktı. okyanus gözlerinde tarif edemediğim kadar derin bi hüzün belirdi.
"özür dilenicek bişey yok güzelim," dedi hafifçe yutkunarak. "ben bu fotoğrafa bakmaya bile cesaret edemiyodum yıllardır. sen eline alınca... o kadar da korkutucu gelmedi."
"çok güzelmiş," dedim ellerimi onun beline sararak. başımı çıplak göğsüne yasladım. kalp atışlarını duyabiliyodum. "sana çok benziyo."
ege kollarını omuzlarıma sarıp çenesini başımın üstüne yasladı. "o adamın, yani babamın gerçek yüzünü gördüğünde bu eve kaçardı hep. burası onun sığınağıydı. ama adam onu burda bile rahat bırakmadı. şirketin hisseleri, sahte evlilik sözleşmeleri... annem o altın kafesin içinde yavaş yavaş soldu. ben on yaşındayken de... gitti. kalbi o strese daha fazla dayanamadı."
Bu bölümün ilk 20 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Kitabın çok güzel
Yok abicim biz bu alaradan kurtulamıyoruzz
Yorum
Yorum bulunamadı.