Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
hoparlörlerden yankılanan o iğrenç ses kaydı bittiğinde, kantindeki sessizlik sadece bikaç saniye sürdü. ardından kopan o gürültü, vadi koleji'nin temelinden sarsıldığının en büyük kanıtıydı.
herkes çığlık çığlığa birbirine bişeyler söylüyo, telefonlarına sarılıp olanları videoya çekiyodu.
alara'nın o kibirli, o iğrenç yüzü kireç gibi olmuştu. dizlerinin üzerine çökmüş, elleriyle kulaklarını kapatmıştı. yanındaki yalakaları çoktan onu orda bırakıp kalabalığın arasına karışarak kaçmışlardı bile.
cenk ise tam bi sinir krizi geçiriyodu. gözleri yuvalarından fırlamış, boynundaki damarlar çatlıycak gibi şişmişti.
"SEN NE YAPTIN?!" diye böğürdü cenk. sesi o kadar yırtıcı çıkmıştı ki irkildim ama ege elimi okadar sağlam tutuyodu ki kılpayı bile gerilemedim. "HAYATIMIZI MAHVETTİN! BÜTÜN AİLEMİ BİTİRDİN EGE!"
cenk gözü dönmüş bi şekilde yumruğunu havaya kaldırıp ege'ye doğru atıldı.
ama ege yerinden bile kıpırdamadı. cenk'in yumruğu daha ege'nin yüzüne yaklaşamadan, ege boşta kalan eliyle cenk'in bileğini havada öyle bi yakaladı ki... cenk'in ağzından acı dolu bi inleme kaçtı.
"ben sizi bitirmedim," dedi ege buz gibi bi sesle. cenk'in bileğini bükerek onu yavaşça dizlerinin üzerine, tam önümüze çökmeye zorladı. "siz kendi zehrinizde boğuldunuz cenk. benim olanlara dokunmıycaktınız."
ege cenk'in bileğini iğrenerek bıraktı. cenk yere kapaklanırken, kantinin dışından, okulun bahçesinden o beklenen sesler gelmeye başladı.
viyuuu! viyuuu! viyuuu!
polis sirenleri. hem de bi tane deil, en az dört beş tane polis aracının sireni aynı anda okulun bahçesine doluşuyodu.
"hayır... hayır..." diye ağlamaya başladı alara yerde titreyerek. "benim babam yapmaz... o zengin... bizi alamazlar..."
kantinin kapısından içeri giren resmi üniformalı polisleri gördüğümde nefesimi tuttum. okul müdürü bembeyaz bi suratla polislerin önünde ter dökerek onlara yol gösteriyodu. polisler doğruca kantinin ortasındaki o çökmüş yılanlara doğru yürüdüler.
"cenk karahan ve alara soydan?" dedi en öndeki polis memuru sert bi sesle. "müdürünüzün odasına geçiyoruz. ailelerinizin şirketlerine ve evlerine mali şube tarafından baskın düzenlendi. ifadeleriniz için emniyete götürüleceksiniz."
polisler alara ve cenk'i kollarından tutup ayağa kaldırırken, alara histerik bi şekilde ağlıyo, cenk ise boş gözlerle etrafa bakıyodu. o meşhur "Dörtlü" masasının yanından, kollarına girilmiş bi şekilde, bütün okulun o acıyan ve alay eden bakışları arasında kantinden çıkarıldılar.
kendi kazdıkları kuyuya o kadar derin düşmüşlerdi ki, bi daha o karanlıktan çıkmaları imkansızdı.
ege bana döndü. okyanus gözlerindeki o savaşçı, o karanlık ifade yavaş yavaş siliniyo, yerine sadece benim bildiğim o huzurlu, o sıcak adam geliyodu.
"hadi," diye fısıldadı ellerimi dudaklarına götürüp öperek. "burdaki işimiz bitti."
"nereye?" diye sordum gülümseyerek.
"bu sahte sarayı arkamızda bırakmaya," dedi.
kalabalık, ege'nin bu lafıyla bize saygıyla yol açarken, ege'yle el ele kantinden çıktık. koridorları, o dolapları, bana ilk gün zorbalık yaptıkları o köşeleri... hepsini geride bırakıyoduk. o iğrenç vadi koleji forması artık üzerimde bi yük deildi, sadece geçmişte kalan bi anıydı.
Bu bölümün ilk 22 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları