Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
Gözlerim yorgunlukla aralandığında hala alışmakta olduğum yatak yorganına baktım. Belim otomatikmiş gibi doğrulurken, yerleşmesi dün bitmiş olan evime göz gezdirdim. Osman, biricik kedim, öldükten sonra otelde daha fazla kalmak istememiştim. İşe başladığımdan beri para biriktiriyordum, belki ev alırım veya kirada kalırım diye. Garcia'nın yardımıyla dil kursundan sonraki iki saatte sürekli bu evle uğraştık. Dün, her yer bitmişti ve bunun tek getirisi yorgunluk olmuştu bana.
Ayaklarımı yataktan sallandırıp pofidik terliklerimi giydim. Hava her ne kadar sıcak olsa da, tavşanlı terliklerimi çok severdim. Gerginip kendimi banyoya attım. Saat daha erkendi, on gibiydi. Yarın pazardı, izin günüm yani. Geçen pazar Marco ile buluşacaktım fakat o son konuşmamızdan sonra plan iptal edilmişti, kendi kendine. O günden sonra evle uğraşmaktan da kafeye uğramamıştım. Fark etmiş miydi acaba? Yerini o kadın almıştır, neydi adı? Abril... Olmayışını fırsat bilmiştir, pislik. Hanımefendiliğimi askıya asıp küfür etmek isterdim fakat... Ne fakatı ya? Ederim küfür falan, kim duyacak! Ben o kızın, o kafeye adım attığı gün öten horozun... Hop! Yavaş, aile var burada. Az sakin ol, ne bu hız?
Üzerimi değiştirip kahvaltı hazırlamaya koyuldum. Neyse ki dün, Garcia eve gereken yiyecekleri almıştı. Tabi bana sorup... Ekmek olmadığını görünce ofladım. Kim bakkala gidecekti şimdi? Ayağımı yere sertçe vura vura içeri gittim ve ceketimi giydim. Saçımı bülbül yuvasını model alarak, saçma bir topuz yaptım ve para aldım yanıma. Kapıya varmadan, zil çaldı. Tek kaşımı kaldırıp kapı kulbunu çevirdim. Gelen Garcia ve bir adet poşetti.
''Günaydın! Kahvaltı yapmadın değil mi? '' dedi ve elindeki poşeti kaldırdı. Karnım bir gurultu bırakırken elimle onu dövdüm ve,
''Hadi gel! Allah gönderdi seni. Ben de ekmek alacaktım şimdi. '' dedim ve kapıyı daha fazla araladım. Allah razı olsun Allah'ım. Tövbe estağfurullah! Haşa, haşa... Ne dedim kız ben az önce? Açlık başıma vurdu kesin, doyur beni Mısra! Açım, aç!
Kahvaltılık birkaç parça bir şey çıkarıp poşeti araladım. O sırada Garcia ince ceketini çıkarmıştı, masanın başına kurulmuştu. Aldığı poğaça ve açmaları sepete ekleyip masaya bıraktım.
''Nereden buldun bunları? Fırın var mı yakınlarda? İspanya'da pek bildiğim yer yok. Bakkaldan idare ediyorum hep, iyi oldu gelmen. '' deyip poğaçadan aldım bir tane. Garcia ağzı dolu olduğu için eliyle siper edip,
''Ben sana gösteririm yerini. '' dedi, boğuk sesiyle. Bir süre hiç ses etmeden kahvaltımızı ettik.
''Sana bir şey söylemem lazım. '' diyerek geriye yaslandı biraz sonra Garcia. Son lokmamı yutup, çayıma uzandım ve İspanyolların hiç alışamadığım çayından biraz içtim. Tadı Türk çayı gibi değildi, en çok özlediğim içecek çay olmuştu.
''Derya dün benimle konuşmak istedi. O gün, deniz kenarına gittiğimiz gün bir şey diyecekti fakat sonra konu değişti ve evlere dağıldık. Dün ısrar ettim, beni resmen bir haftadır oyalıyordu. En sonunda söyledi. '' dedi ve derin bir nefes aldı. Derya'nın yavuklusunu biliyor o zaman, söylemişse biliyordur. Aha, düğün var! Davulcu Kamil Dayıya haber vereyim, anlı şanlı bir düğün organize ederim ben. Ne giysem acaba, mavi tüllü elbisemi mi yoksa siyah dantelliyi mi? Düğün arabası ne olacak? Mini coperdan aşağısı olmaz, yakışır mı bize Şahini düğün arabası etmek? Biz kız tarafı mıyız, erkek mi? Hayır, ona göre kaynanaya laf sokacağım. Yoksa umrumda değil, her türlü pasta gömerim ben.
Bu bölümün ilk 10 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
Çok güzel bir kitap olmuş bayıldım mükemmel 💞
Yorum
Yorum bulunamadı.