Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
Marco Williams Lorenzo
Alarmın sesiyle gözlerimi araladım, normalde alarm kurmadan uyanırdım fakat Mısra'yla erkenden buluşmaya karar vermiştik. İş saatimi ona göre ayarlamak zor olsa da, onunla geçirdiğim bir saniye bile bu zorluğa değiyordu.
Kahvaltıyı es geçtim, belki Mısra'ya sürpriz için ona giderdim. Üzerimi çabucak değiştirdim ve anahtarımı alıp çıktım. Adımlarım kaldırıma değerken, yüzümde gülümseme belirdi. Onunla mutluydum, tamam, belki ilk sevdiğim kişi değildi belki Mısra'nın ilk sevdiği kişi değildim fakat son sevdiğim olacağına emindim. İlk konuşmamızda adres sorarken yani, ona bu denli değer vereceğimi kestirememiştim. Belki ilk görüşte değildi bizimkisi ama sonradan aşık olmayı öğrenmiştim.
Evlerinin önüne geldiğimde derin bir nefes aldım, kesinlikle çok şaşıracaktı beni birden karşısında görünce. Ağır kapıyı itip onun katına çıktım. Parmaklarımın eklemlerini sivreltip kapıya üç kere vurdum. Biraz bekledim fakat ses seda yoktu, bu kez zili çaldım. Uykusu ağırdı galiba uyanmamıştı hala. Eğer acil bir durum olursa diye bana 'Yedek anahtar paspasın altında.' dediğini hatırladım. Bu da acil bir durum muydu acaba? Ne olur ne olmaz diye anahtarı paspasın altından alıp kapının kilidine soktum ve açtım. Kapıyı araladım ve ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Korkmasın diye,
''Mısra! Ben geldim hadi uyan. '' seslendim. İçeriden ses gelmemişti, kesinlikle uykusu çok ağırdı. Önce mutfağa bakındım, yoktu. Diğer odalara da göz gezdirdim, en sona kendi odası kalmıştı. Uyanması gerekmiyor muydu? Bir şeylerin ters gittiğini anladım.
''Uykucu hadi uyan artık! '' diyerek odasının kapısını açtım. Yorganı dağınık, bazı eşyalar yerdeydi. Kaşlarım çatılırken hemen içeri girdim, bardak kırılmıştı. Çekmeceleri ardına kadar açılmış, içlerinde eşya yoktu. Kalbim acıyla atarken gardırobuna yöneldim, beklediğim kıyafetlerdi fakat bulduğum boş askılardı. Dizlerim beni taşıyamazken kendimi yerde buldum, gitmişti.
''Gitti... '' diye fısıldadım kendi kendime. Hücrelerimin ölüşünü hissettim, kalbimin durmasını ve bir daha atmamasını istedim. Gitmişti, bana veda bile etmeden. Neden gitmişti peki? Bir nedeni olmalıydı, Mısra beni bırakmazdı değil mi?
Yanaklarım gözyaşların tarafından suya tutulurken ellerimi başımı tutması için görevlendirdim. Dizlerim kendime çekilirken aciz olduğumu hissettim. Söz vermiştim ben ona, gitmeyeceğim demiştim. Ama o gitmişti, bana demeden gitmişti.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları