Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
o karanlık silüet mavi meşalelerin ışığına doğru adım attığı an, mahzendeki bütün hava aniden buz kesti.. ama bu poyrazın yaydığı o soğukluk gibi diğildi, bu resmen ölümün ta kendisiydi. nefes almak için çırpınıyodum ama ciğerlerime hava gitmiyodu.
ışığın altına çıktığında gördüğüm manzarayla kanım dondu.
karşımızdaki kişi.. poyraza o kadar benziyodu ki! aynı keskin ve kusursuz çene hatları, aynı uzun ve kaslı yapı.. ama bu adamın saçları simsiyah ve omuzlarına kadar dağınıktı. üzerindeki kıyafetler yüz yıl öncesinden kalma gibi paramparça ve toz içindeydi. ve o gözler... poyrazınkiler gibi buz mavisi diğil, tamamen kanla yıkanmış gibi kıpkırmızıydı. pür, vahşi bi kızıllık.
"karan..." diye fısıldadı poyraz. sesi o kadar kısık ve gergindi ki onu ilk defa böyle görüyodum. poyraz korkmuyodu, hayır.. poyraz dehşete düşmüştü.
adamın, yani karan'ın dudakları yavaşça kıvrıldı ve o sessiz, ürpertici mahzende tüylerimi diken diken eden bi kahkaha attı. "küçük kardeşim..." dedi karan. sesi o kadar eski, o kadar derin ve yırtıcıydı ki kelimeler beynimin içinde yankılandı. "büyümüş de o acımasız konseyin kurallarına başkaldırır olmuş.. üstelik kendine bi kan eşi seçerek."
kardeşi mi?! poyrazın bi abisi mi vardı?!
"seni o gümüş tabuta kilitleyip okyanusun en dibine attılar.." poyraz beni arkasında daha da sıkı tutarak kalkan gibi önümde durmaya devam ediyodu. ellerinden buzdan mızraklar çıkmaya başlamıştı bile. "senin uyanman imkansız."
karan boynunu sağa sola kütletti, kemiklerinin o kırılma sesi sessizlikte iğrenç bi şekilde duyuldu. "imkansızdı," diyerek doğrudan benim gözlerimin içine baktı.. o kırmızı gözleri ruhumu deşiyo gibiydi. "ta ki o kokuya kadar.. okyanusun dibindeki o lanet olası tabutun içinde çürürken beni o ölüm uykusundan uyandıran şey senin cılız gücün diğildi poyraz. beni uyandıran şey.. yüzlerce yıldır aradığım o tek efsaneydi."
havayı o kadar derin ve açgözlü bi şekilde kokladı ki, gözleri zevkle kapandı.. "siyah kan.. o kadar tatlı, o kadar yıkıcı kokuyo ki okyanusun bütün sularını aşıp zihnime sızdı. beni çağırdı.."
gözlerini aniden açtığı o saniye, karan olduğu yerden yok oldu!
"HAYIR!" diye kükredi poyraz.
göz açıp kapayıncaya kadar, saniyenin binde biri gibi bi sürede karan poyrazı es geçip tam arkamda belirdi!! poyraz hızla dönüp ona saldırmak istedi ama karan sadece tek eliyle poyrazın göğsüne vurdu. poyraz inanılmaz bi güçle geriye doğru savrulup mahzenin devasa demir kapısına çarptı ve yere yığıldı. karanlık dörtlünün lideri, okulun en güçlüsü tek bi darbeyle yere serilmişti!
"poyraz!" diye çığlık attım ona doğru koşmak için ama karan o taş gibi sert, buzdan farksız kolunu belime doladı ve beni sırtımdan göğsüne yapıştırdı.
"şşşş..." diye tısladı karan kulağıma doğru. o kadar soğuktu ki tenim yanıyodu. burnunu saçlarıma, boynuma doğru gömdüğünde çırpınmaya başladım ama beni o kadar sıkı tutuyodu ki kımıldayamıyodum bile. "bu kan.. bu güç.. sen daha ne taşıdığının farkında bile diğilsin küçük kız."
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları