Öne Çıkanlar
Şu An Trend
Son Eklenenler
darius ve o lanet muhafızları karanlığın içinde kaybolduğu an, damarlarımdaki o devasa siyah güç yavaş yavaş çekilmeye başladı.. o muazzam enerji bedenimi terk ettiği saniye adrenalinim tamamen bitti ve bacaklarım pelte gibi oldu. tam ıslak kumlara yığılıcaktım ki, o dondurucu ve güçlü kollar beni havada yakaladı.
"burdayım.." diye fısıldadı poyraz beni hemen sımsıkı göğsüne bastırırken. "güvendesin karanlık kraliçem."
"aral.." diye mırıldandım nefes nefese, başımı poyrazın omuzuna yaslayıp. lara, ıslak kumlarda yatan aral'ın başında hıçkırarak ağlıyodu. o iğrenç gümüş zincirler aralın tenini yakmış, boynunda ve kollarında derin yanıklar açmıştı. kurtadamların gümüşe olan alerjisi onu resmen içerden zehirliyodu!
poyraz beni usulca kucağına aldı. "akademiye dönemeyiz. darius o soytarı konseyin sadece piyonu.. okulu başlarına yıktığını anladıkları an asıl efendilerini uyandırmaya gidicekler. artık hiçbirimiz için orda hayat yok."
lara yaşlı gözlerle poyraza baktı. "nereye gidicez o zaman?! aral kan kaybediyo, gümüş zehri kalbine ulaşıcak!"
poyrazın buz mavisi gözleri karanlık, fırtınalı ufka dikildi. "konseyin bile bilmediği bi yere.. iskoçya dağlarının en zirvesindeki eski kan sığınağına. tutunun bana."
lara zorlukla aral'ı sırtladı ve poyrazın koluna dokundu. poyrazın o inanılmaz vampir hızıyla bizi teleport etmesi saniyeler sürdü. midem kasıldı, rüzgar yüzümü kesti ve gözlerimi açtığımda.. kendimizi devasa, yıkık dökük ama hala o asil gotik havasını koruyan devasa bi taş şatonun içinde bulduk. şömineler poyrazın içeri girmesiyle anında dondurucu mavi bi ateşle harladı.
lara aral'ı hemen deri kanepelerden birine yatırdı. poyraz hiç düşünmeden kendi bileğini ısırdı ve o saf, asil vampir kanını aral'ın solgun dudaklarına damlattı. aral'ın gümüş yanıkları saniyeler içinde dumanlar çıkararak kapanmaya başladığında derin bi oh çektim.
poyraz lara'ya "onunla ilgilen, uyanıcaktır," deyip beni kucağından hiç bırakmadan şatonun üst katındaki devasa odaya çıkardı.
beni yanan mavi şöminenin yanındaki o devasa yatağa oturttuğunda, o yenilmez bedeni resmen çökmüştü. önümde diz çöktü. sırılsıklam siyah saçları alnına dökülüyodu. elleri titreyerek boynuma, tam o şah damarımı delip geçtiği o korkunç diş izlerine dokundu..
"sana bunu yaptığıma inanamıyorum.." diye fısıldadı, sesi öyle bi acı çekiyodu ki.. "o an.. zihnim karanlığa gömüldüğünde o kadar açtım ki.. seni kendi ellerimle öldürüyodum su."
ellerimi onun o buz gibi yanaklarına koyup gözlerine bakmasını sağladım. "ama öldürmedin. beni duydun poyraz. kalbimi duydun ve durdun."
poyrazın çenesi kasıldı, eğilip o kanayan yaramın üzerine o dondurucu dudaklarını o kadar yumuşak, o kadar taparcasına bi şekilde bastırdı ki kalbim göğsümü deşicekti resmen.. "o kan.. senin siyah kanın damarlarımda dolaşırken artık başka bişey düşünemez oldum. sen benim sonumsun su. konsey, kadim yaratıcılar.. hepsi gelse de seni benden koparamıcaklar."
poyrazın dudakları boynumdaki yaramın üzerinde gezinirken, vampir tükürüğünün mucizevi etkisiyle o korkunç acının ve deliklerin tamamen kapandığını hissettim. beni iyileştiriyodu..
Bu bölümün ilk 14 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları