Öne Çıkanlar
Son Eklenenler
Tamamlanmış Kitaplar
Premium Kitaplar
2013
Yozgat
Kış ayını oldum olası severdim. İnsanlara kusurlarını hem gizleme, hem de iyileştirme gücü verirdi. Kat kat giyilen kıyafetler, boyuna sarılmış atkılar; kendimi ifade etmenin güzel bir yoluymuş gibi gelirdi hep. Formamın üzerine giydiğim kazağımın yakasını düzeltirken, hafif aralık bıraktığım perdemden yağan karı görmek ; uzun zamandır hasret kaldığım bazı duyguların filizlenmesine sebep oldu içimde. Heyecandan yerimde duramıyordum resmen... Fazlaca biriken karlardan anladığım kadarıyla, yağış dün akşam başlamış ve tüm gece devam etmişti. Minik atkı koleksiyonumdan seçtiğim kırmızı atkımı boynuma doladım ve çantamı sırtıma takıp odamın kapısını açtım.
Kendi dünyamdan çıktığımı yüzüme vuran karanlık, hemen içimin sıkılmasına yetmişti. Evin her yeri en az odam kadar ışık alıyor olsa da, üvey babamın garip kurallarından biriydi perdeleri açmamak. Bu konudan ne zaman şikayet etsem annem, benim ne kadar kıymet bilmez ve ahlaksız olduğumu, babamın onun namusunu korumak için böyle yaptığını söylerdi. Bu savunma bana küçükken bile oldukça saçma geliyordu, “namus dediğin perdeden seni birinin görmesiyle kaybedilecek kadar değersiz ve narin bir şey mi?’’ diye düşünmeden edemiyordum. Büyüdükçe, tek sebebin babamın kontrolsüz kıskançlığı olduğunu anlamak çok da zor olmamıştı. Eve misafir geldiğinde bile annemi kimseciklere göstermek istemez, hep beni çağırırdı servisler için. Ben yaptığının ne kadar acımasızca ve korkunç bir şey olduğunu bilsem de annem bunu aşk sanar, ne zaman onu uyarmaya çalışsam bana düşman kesilirdi. O yüzden onu uyarmayı birkaç yıl önce bırakmış, kendi hayatıma bakmaya çalışıyordum.
Karanlığımın içinde duyduğum minik sevinçli çığlık, bir büyüymüşçesine anında her şeyi unutmamı sağlamış ve etrafı bir güneş doğmuşçasına aydınlatmıştı.
‘’Ablaaa, uyanmışsın!’’ diye bağırdı bu neşeli çığlığın sahibi. Ben cevap veremeden çoktan koşarak yanıma gelmiş, kısacık boyuyla bacaklarıma sarılmıştı. O kadar tatlı gözüküyordu ki, ne zaman onu görsem biraz daha küçülmesini sağlayıp cebime koymak; dünyadaki tüm kötülüklerden uzak kalmasını sağlamak istiyordum.
Kendimi bile koruyamadığım bu dünyada onun için savaşmak, hayatta kalmak için tek sebebimdi son zamanlarda. ‘Nisaaan, uyanmışsın!’’diye devam ettirdim neşeli selamını. Kucağıma almak için eğildiğimde yüzüne düşen atkımdan gıdıklanan Nisan, düşmemek için bacaklarını belime dolayıp burnumu sıktı. Ne zaman bana sinir olsa, böyle yapar ve beni konuştururdu; sırf sesim boğuk çıkıyor diye. Bunu yaparken neden bu kadar eğlendiğini bir türlü çözemesem de onu gülerken görmek hoşuma gittiğinden konuşmamazlık etmezdim.
“Ohooo, düştük yine eline ya...’’diye mırıldandım onun aksine memnuniyetsizce. O ise halinden o kadar memnundu ki, yüksek sesle kahkaha atmaya başladı. Birden açılan yatak odasının kapısı, ikimizin de gülüşünü bir anda söndürmeye yetmişti; anında korkuyla susmuştuk.
Bu bölümün ilk 8 paragrafını okudun. Geri kalanını okumak için ücretsiz hesabınla giriş yapabilir veya hemen kayıt olabilirsin.
Bölüm Yorumları
Yorum yapmak için giriş yapın.
🥺🥺🥺🥺
Yorum
Yorum bulunamadı.